AK Parti Milletvekili Boynukara: "Daeş Bu Deneyin Kod Adı"

AK Parti Adıyaman Milletvekili Adnan Boynukara, eski Başbakan Ahmet Ahmet Davutoğlu'na yönelik kullanılan ithamlara ilişkin mecliste konuştu.

AK Parti Milletvekili  Boynukara:

5 Haziran 2015 tarihinde meydana gelen terör saldırısı sonucu hayatını kaybeden 5 vatandaşa rahmet dileyerek konuşmasına başlayan Boynukara, "5 Haziran terör saldırısıyla ilgili olarak; 5 sanık hakkında “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme”, “nitelikli öldürmeye teşebbüs”, “tehlikeli maddeleri bulundurma” suçlarıyla başlatılan yargılama devam etmektedir. Duruşma tarihi, 20 Haziran’dır. Terör eyleminde, kamu görevlilerinin ihmali olduğu konusunda ise Emniyet Genel Müdürlüğünce 18 polis hakkında yürütülen soruşturmada, ihmal olduğu değerlendirilenler hakkında işlem yapılmış. Bu noktada; sayın Davutoğlu’na atfedilen “öfkeli çocuklar” ifadesi doğru değildir, iftiradır. Sayın Davutoğlu’nun açıklamaları ortadadır, merak edenler yeniden bakabilir" dedi.

- BU BİR TERÖR SALDIRISIDIR

Bunun bir terör saldırısı olduğunu vurgulayan Boynukara, şöyle devam etti:

"Değerli milletvekilleri, 5 Haziran günü meydana gelen olay bir terör saldırısıdır. Türkiye açısından önemli olan seçim sürecini sabote etmeyi, etkilemeyi amaçlayan bir terör saldırısıdır. Terör örgütlerinin bu tür saldırılarının hedefi; serbest seçimlerdir. Siyasi işleyiştir, sivil siyasetin alanını daraltmaktır, demokratik iradeyi sakatlamaktır, demokratik meşruiyete gölge düşürmektir. Tüm bunların doğal sonucu olarak; siyaset dışı unsurlara alan açmaktır, kaosu egemen kılmaktır. Evet, terör tam da budur. Terörizm bu amaçlarına sadece terör saldırılarıyla ulaşamaz. Terör karşısında aklıselim parçalanmışsa, akıl kundaklanmışsa terör bu amaçlarına ulaşabilir. Bunun için ortak bir akliselim zeminine ihtiyacımız var"

- BÖLGEDE YENİ BİR DENKLEM KURULMAK İSTENİYOR

Bölgede yeni denklemlerin kurulmak istendiği bir zaman diliminde olduklarını anlatan Boynukara, "Devletlerin, terör örgütleriyle direk ilişki kurmasına şahit oluyoruz. Terör örgütlerine silah vermenin alenileştiği bir dönemdeyiz. Terör örgütleriyle ilişki kurma ile müttefikliği birlikte yürütmenin doğru olmadığı günleri yaşıyoruz. Bu vesileyle, 5 Haziran saldırısını gerçekleştiren, bugünlerde ise peydahlayanların misyonunu tamamladığını değerlendirdikleri DAİŞ terör örgütü konusuna değinmekte yarar var" dedi.

- DAİŞ'İ BİLMEK İÇİN GEÇMİŞE BAKMAK GEREK

DAİŞ’i bilmek için geçmişe bakmakta yarar olduğunu dile getiren Boynukara, şunları kaydetti:

"Afganistan işgaliyle başlayan süreç, Sovyetler birliğinin yıkılışı ve soğuk savaşın bitişi ile sonuçlanmıştı. Bu işgal sürecinde, Müslüman halkların nabzı ‘Afganistan cihadı’ özelinde tutuldu. Bunun üzerinden, hem “İslami terör” kavramı icadı edildi, hem de Müslüman toplumlara dönük psikolojik, siyasi ve ekonomik deneyler hayata geçirildi. Irak işgaliyle birlikte Şii dinamik de bu sürece eklendi.  90’lı yıllarda ortaya çıkan Taliban ve sonrasında organize edilen El-Kaide işte bu süreçlerin sonucunda ortaya çıkartılmış terör örgütleridir. El-Kaide’ye yüklenen anlam; Afganistan ve Pakistan’ı kaosa sürüklemekti. Afganistan’ın 11 Eylül sonrası işgaliyle başlayan bu deneyin sonuçları Ortadoğu’ya taşındı ve daha kaotik bir denklemde test edildi. DAEŞ ise bu deneyin kod adıydı.Evet; Daeş müslüman halkların yaşadığı coğrafyaların işgal süreçlerinde, işgalcilerin deneyimleriyle organize ettikleri asimetrik savaşın, şuan için son ürünüdür. Üretim modeli itibariyle, kullanıma elverişliği, bölgeye ve bölge insanına zarar verme kapasitesiyle bir Gladyo örgütüdür. Bu örgüt; bölge dışındaki bütün unsurlara fayda sağlamış ve hareket alanı açmıştır. Netice itibariyle bir maymuncuk rolü üstelenmiştir. Bu nedenle Gladio koduyla anlamaya çalışırsak; Baas kadroları, Maliki-Beşşar desteği ve küresel istihbarat örgütlerinin katkılarıyla organize edilen bir terör örgütü. Ebu Gureyb cezaevini, cezaevinde yapılanları ve bir gece cezaevi kapısının açılıp izin verilen firarın arkasındaki gücü görmeden DAİŞ’İ anlamak zor. 110’u aşkın ülkeden 50 bine yakın kişinin terör örgütüne nasıl ve hangi yönlendirmeyle katıldığını ortaya koymadan DAİŞ’i çözmek ve sahibini ortaya koymak mümkün değil. Elbette; yoktan üretilen, toplama bir örgütten bahsetmiyoruz. Önce bu örgütü üretecek zemin oluşturulmuş. Sonra, yönlendirmelerle bu örgüt biçimlendirilmiş"

-DAEŞ SAHİPLENDİ

Soğuk savaş döneminin tüm birikimlerini taşıyan Baas partilerinin ve sosyalist örgüt artıklarının işlevsizleştiği süreçte, DAİŞ'in bu parti ve örgütlerin işlevlerini güncelleyerek sahiplendiğine dikkat çeken Boynukara, "Bu terör örgütüne iki farklı rol yüklendi. Bölgede halka dayalı doğal değişim süreçlerinden rol çalmak. Olası kontrol dışı düzen kurulmasının önüne geçmek için mevcut güçler arasında denge oluşturmak. Kendini dünyanın sahibi gibi konumlandıran güç, Ortadoğu’daki devletleri, halkları, DAİŞ koduyla yeniden formatlamaya çalıştı ve kısmen de başardı. Hiç kimsenin üstün gelmeyeceği kaotik bir denklem için terörün en organize örnekleri sergilendi. Bu kirli politikanın özeti; kriz bölgeleri oluşturma, sivil tahribatlarla Moğol usulü dehşet salma, buna tepki olarak ortaya çıkan muhalefeti daha radikaliyle bölüp işgali meşrulaştıracak yeni terör unsurları peydahlama ve ortaya çıkan bu kaos ile süreci zamana yayarak sağlıklı bir düzenin kurulmasını ötelemeydi. İşte, küresel gücün DAİŞ üzerinden yürütmek istediği kirli ve kanlı politikanın özeti bu" ifadeleri kullandı.

- TÜRKİYE BU OYUNU BOZMAYA ÇALIŞIYOR

Türkiye'nin ortaya koyulmak istenen bu fotoğrafı bozan ve kurulmak istenen denklemi boşa çıkartmaya çalışan tek ülke olduğunu kaydeden Bonukara, şöyle devam etti:

"Bu denklemi bozmaya çalıştığı için Türkiye hedefteydi. Kendilerinin yol verdiği küresel teröristleri yakalayıp cezaevine koyduğu ve sınır dışı ettiği için hedefteydi. Bu kirli politikalarına ayna tuttuğu için hedefteydi. Şunu unutmayalım ki; terörü ve kaos politikalarını bölgemize ve sınırlarımıza yığanları caydıracak en etkili yol, kendi iç çelişkilerindeki olumsuzlukları tetiklemektir. Bunu yapacak olan ise terörün ne olduğunu bilen, terörün her türüyle mücadele eden, terörün oluşturduğu acıyı yaşayan Türkiye’dir. Çünkü Türkiye, var olan sorunların, adı ne olursa olsun terör örgütlerini desteklemekle değil, halkın değişim taleplerinin doğal demokratik süreçlerin işletilmesiyle çözüleceğine inanmaktadır. Çünkü asıl olanın; küresel sisteme gönüllü muhbirlik yapmak değil, onların kirli ve kanlı politikalarına ayna tutmak olduğunu inanmaktadır. Türkiye’nin bu pozisyonunu koruması ve sürdürmesi önemlidir. Evet; Türkiye, bizler hep birlikte “ateşin söylemeye çekindiğini söylediğimiz” müddetçe terör örgütlerinin ve onların sahiplerinin oyunlarını bozabiliriz. Çünkü olan biteni genel bir perspektifle ele almazsak, dar perspektife mahkum olur ve bunun içinde boğuluruz. Bu yaklaşımın da, halkımıza, ülkemize ve siyasetimize, körleşmeden başka vereceği hiç bir şey yoktur."

Kaynak : PHA
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Yetim Aileler Unutulmadı - Videolu Haber
Yetim Aileler Unutulmadı - Videolu Haber
AK Partili Boynukara:
AK Partili Boynukara:"Bölgedeki Terörün Kaynağı Amerika'nın Takip Ettiği Politikalardır" - Videolu Haber