eskisehir escort istanbul escort

“Yerli Ve Milli Düşünce” Panelinin İkincisi Ankara’da Düzenlendi

Adıyamanlılar Vakfı, “Yerli ve Milli Düşünce Paneli”nin ikincisi Ankara’da gerçekleşti.

“Yerli Ve Milli Düşünce” Panelinin İkincisi Ankara’da Düzenlendi
Bu içerik 716 kez okundu.

Hacı Bayram Konferans Salonu’nda düzenlenen ve oturum başkanlığını Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Daire Başkanı Mehmet Baki Öztürk’ün yaptığı panele konuşmacı olarak; Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Hasan Ali Çelik, Memur-Sen Genel Başkanvekili Latif Selvi, Sayıştay Başkan Yardımcısı Fikret Çöker katıldı.

Panele, Adıyamanlılar Vakfı Kurucu Üyesi ve bir önceki başkanı Ömer Özkartal, Adıyamanlılar Vakfı Genel Merkez Başkan Yardımcısı Cuma Durak, Adıyaman ve Ankara şubeleri yönetim kurulu üyeleri, komisyon başkanları, STK, dernek ve vakıf temsilcileri, bürokratlar ile bursiyerler katıldı.

Panelin açılış konuşmasını yapan Ömer Özkartal, “yerli ve milli” düşüncenin, vakıf ve insanlık medeniyetinin önemli bir parçası olduğunu vurguladı.

Adıyamanlılar Vakfı’nın kuruluş sürecini anlatan Özkartal, şöyle konuştu:

“Adıyamanlılar Vakfı; 1996’da 11 kişinin 11 öğrenciye burs vermesiyle kuruldu. Adıyaman’dan çıkıp İstanbul’da imkânı olanla ihtiyacı olan arasında köprü kurma amacıyla bir vakıfçı olmak ve İstanbul’dan sonra Ankara’da da bu paneli düzenleyebilmek gurur ve mutluk verici. En öncü, en önemli, görevini en iyi yapan vakıflardan olan Adıyamanlılar Vakfı olarak burada da varız diyebilmek için Ankara’ya da geldik. Yerli ve Milli Düşünce Panel ’ini önceden Adıyaman’da yapıyorduk. Artık İstanbul ve Ankara’da da yapmaya başladık. Yerli ve milli düşünce; vakıf ve insanlık medeniyetinin önemli bir parçasıdır. Biz de bugün burada bu kapsamda bir panel gerçekleştirdiğimiz için mutlu ve gururluyuz.”

Panelde, eğitimle ilgili konuşan MEB Daire Başkanı Mehmet Baki Öztürk ise, paneli düzenleyen Adıyamanlılar Vakfı’na teşekkür etti.“Yerli ve milli düşünce hayatımızın her safhasında olması gereken bir düşüncedir” diyen Öztürk, şunları kaydetti:

“Her alanda olasıyla ülkece ilerleme kaydedebileceğiz. Bu bağlamda yerli ve milli düşünce ruhunu kavramak ve Ankara’da bu paneli düzenleyip dinleyici bulmak takdire şayan bir durumdur. Erzurum’da âşıklar vardır, öndeki âşıklar yol verirmiş diğerleri de devam edermiş. Necmettin Erbakan hocamız yerli ve milli görüşe öncülük etti. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan geliştirdi. Özellikle 15 Temmuz’dan sonra bu düşünce daha da oturmuştur. Bu ülkedeki kaoslar maaşını Ankara’dan alan; emri ise Pensilvanya’dan, Kandil’den, okyanus ötesinden alanlar yüzünden oluyor. Bu ülkenin havasını, suyunu medeniyetini almış; kendi çıkarlarını ülkesinin çıkarlarının üstünde tutmayan, çalışkan, inançlı kişilerin sayesinde ülkemiz ilerleyecektir. Ne yaparsanız yapın ‘Bu kime yarıyor?’ sorusunun cevabı yerli ve milli yararlılık olmalıdır”

Panelde ekonomi, sanayi ve üretim alanında söz alan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Hasan Ali Çelik ise Meclis’te 15 yıl kaldığını, uygulamalı, hayatın içinde yaşayan biri olduğunu belirtti.

Bakanlıkta işlerin daha farklı olduğunu dile getiren Çelik, “Yasayı yapsak da uygulamacılar uygulamıyor, duyurmuyorsa; faydalanması gerekenler faydalanamıyorsa işlevsel olmuyor. Bu yönden yasaları takip etmek lazım. Bilim esasında bilinmeyeni aramak, bulmak, ona dair keşfedileni dünyaya kabul ettirilmiş hayata dair doğrulardır. Önceden teknoloji yapmak suçtu. Uçak yapan insanlarımız vardı onları zorla bunlardan alıkoydular. 1930’lu yıllarda kendi uçağımızı yapıp uçmuşuz. Ama bu uçaklara uçuş izni bile alamamışlar. Önemli bir sayıda uçak yapmamıza rağmen millilikten vazgeçilmiş. Daha ucuza daha iyisini alırız denmiş. Ama artık milli ve yerli üretime dair yol kat ediyoruz. Önceden paramızla bile bize satılmayan insansız hava araçlarını yapıyoruz. Bize ‘Size ucuza veririz, karşı gelirseniz vermeyi keseriz’ gibi tehditleri önlemek için yerli ve milli olmalıyız. Ülkenin gelişme ve kalkınması mutlak olarak teknoloji ve bilim ile Olur. Eğer siz ileri teknoloji üreticisi değilseniz, hayatınızı devam ettirebilecek kadar kazanırsınız ama şirketinizi ve ülkenizi ileri götüremezsiniz. Bu bağlamda neden eksiğiz, ne yapılması lazım, neden ithal ediyoruz araştırılması lazım. İthal ettiğimiz 43 kalem mal yerlileştirilirse ülkedeki ihtiyaçların karşılanması için yerlilik ve millilik artacak. Eğer ruhumuza yerlilik ve milliği yerleştirirsek her şey yerli yerinde olur. Bu konuda hem üreticiye hem de tüketiciye görevler düşüyor. Yerli ve mili üretimin oluşması ve ilerlemesi için üretici yerli ve milli üretecek, tüketici ise %15 pahalı olsa bile yerli malı kullanacak.”dedi.

Sağlık alanında konuşan Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, sağlık alanında alınan ortak kararlara dikkati çekti.

Son 15 yılda sağlık alanında devrim niteliğinde bir ilerleme olduğunun altını çizen Birinci, ”Sağlık bireysel konularda ilgi konusunda dinden sonra 2. sırada. Dünyada sağlıkta memnuniyeti en fazla olan ülke Türkiye. Eğer sağlığımızı toparlayamazsak her gün savaşacağız. Bu bağlamda sağlık profesyonelleri işsiz kalmamalı. Artık geleneksel tedavi yöntemlerine dönülmeye başlandı. Biz de kendi gelenek ve medeniyetimizden beslenip milli ve yerli düşünceyle sağlık alanında çalışmalar yapmalıyız. Asıl konu koruyucu sağlıktır ve maliyeti en düşük olandır. Ülkede sağlık eğitimi anasınıfından itibaren başlanmalıdır. Ambulansın kaç dakikada vakaya gittiğinden tut acil servisteki hastanın kaç dakika beklediğine kadar tespit edip buna dair plan ve programlar yapıyoruz. Ülkemizde hasta-sağlıkçı memnuniyeti artmıştır” İfadelerini kullandı.

Panelde hukuk ve sosyoloji alanında konuşan Sayıştay Başkan Yardımcısı Fikret Çöker, yerli felsefeden bahsetti.

Göker, şunları anlattı:

“40-50 yaşlarından oluşan 2 grup yapmışlar. Birinci gruba 1 saat boyunca gençlikten, heyecanından bahsedilmiş, ikinci gruba ise yaşlılıktan, bıkkınlığından bahsedilmiş. Aynı anda teneffüs arası verildiğinde birinci grup coşkuyla kantine koşarken, ikinci grup olduğu yerde bıkkın bir şekilde kalmış. Bugün burada üniversiteli genç arkadaşlarımızın bizi dinlemeye gelmesi beni mutlu etti. Ben bugün yerli bir hukuktan ziyade yerli bir felsefeden bahsedeceğim. Mesela neden Hipokrat yemini ediliyor da İbn-i Sina yemini edilmiyor? Tarihte hukuk alanında makalelerde hiç Türk bir hukukçuya atıf yapılmamış. Bu konuyu felsefi anlamda irdelemek gerekir. Neden Amerika’da Türk olan İmam Birgivî’nin kürsüsü varken, bizim ilahiyat fakültelerimizde Birgivî’nin kürsüsü yok? Eğer arkanda yerleşmiş bir felsefi yapı yoksa ne i ş yaparsan yap yobaz olursun. Kadim Türk milleti dini ve kültürüyle tüm travmalardan çıkabilmiş. Mesela Mısır İslam’ı kabul ettikten sonra Arap olmuştur. Suriye kadim geleneğine sahip olmadığından karışıklıklara maruz kalmıştır. İmam-ı Azam, İmam Maturidi ve Hoca Ahmet Yesevi bu konuda idol alınacak isimlerdir. Tarihçi Arnold Toynbee’ nin bir sözü vardır; Batılılar bu kadar ilerlemişken Türkler 2 şekilde davranabilir, ya Müslüman geleneklerine tekrar döner ya da onlar da teslim olup Hristiyan olurlar. Biz kendi geleneklerimizden köken alıp yerli ve milli düşünceyle yol kat etmeliyiz.”

Panelde eğitim alanında konuşmacı olarak görev alan Memur-Sen Başkanvekili Latif Selvi, şöyle konuştu:

“Yerli ve milli düşünceye dayandırılmış bakış açısı bizim üretkenliğimizde kıymetlidir. Değerler gereksizdir dersek yanılmış oluruz. İlerleme konusunda 2 yol izlenebilir, ya böyle gelmiş böyle gider ya da fikri bazda akılcı ve yenilikçi şeyleri baz alıp gelişmek. Herkesi kuşatana itirazımız olmamalı. Etkileşimin dışında kalmamalıyız. Yalnızca bu çemberde değil olanın üstüne bir şeyler koymalıyız. Değişmez doğrumuz ilahi olanlardır. Beşeri olanlar itiraza açıktır. Gelişmek eğitimle mümkündür. Kendi nüfusunuzun başarı istikrarını ölçmek istiyorsanız eğitim seviyenize bakın. Uluslararası eğitim düzeyini kendi çocuklarımıza da sağlamalıyız. Cumhuriyetten önce bir yandan medrese, bir yandan da Enderun ile modern bir eğitim vardı. Şu anki eğitimin temelleri o döneme dayandırılmalı. Cumhuriyetten sonra tek tip insan yetiştirilmeye başlanmış medreseler kapatılmış, dışarı atılmıştır. Modernizm din ve geleneği küçümser. Batıdan bilim adamları getirtip müfredatımızı bile onlara yaptırttık. Eğitimde bir şey üreteceksek bize özgün, bizim gelenek ve göreneklerimizle beslenen bir sistem olmalı. Ülkemizdeki okullaştırılmış eğitim artırılmalı. Yüksek lisans ve doktora öğrenci sayısı artırılmalıdır. Kendimize özgün olan bir mekanizma kurmalıyız.”

Panelin sonunda, Adıyamanlılar Vakfı Kurucu Üyesi ve bir önceki başkanı Ömer Özkartal ve Adıyamanlılar Vakfı Ankara Şubesi yönetim kurulu üyeleri, katılımcılara plaket verdi.

Kaynak : PHA
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Adıyaman'da 810 Bin Makarona 1 Gözaltı
Adıyaman'da 810 Bin Makarona 1 Gözaltı
Adıyaman Belediyesi, Adıyaman’ı İstanbul’da En İyi Şekilde Tanıtacak
Adıyaman Belediyesi, Adıyaman’ı İstanbul’da En İyi Şekilde Tanıtacak