eskisehir escort istanbul escort
Advert

Adıyaman'ın 26 Yıldır Toprağı "Su"ya Hasret

Adıyaman ve Şanlıurfa illeri arasında 1992 yılında Atatürk barajının işletmeye açılmasının ardından Adıyaman’da bir ilçe ve yüzlerce dönüm arazi sular altında kaldı. Geçen bu 26 yılın ardından sulu tarımda Adıyaman, istediği hedefe ulaşamadı.

Adıyaman'ın 26 Yıldır Toprağı
Bu içerik 2842 kez okundu.
Haberin galerisi için tıklayın!

Toprakların kurak ve üretimin az olması yıllarca tepki toplarken Adıyamanlı vatandaşlar, artık üretime geçilmesi gerektiğini belirtti.

Siyasilerin, bürokratik görüşmeleri aşıp biran önce sulu tarıma ödenek çıkartılması konusunda çalışma yapması gerektiğini ve yol yaptık, köprü yaptık, hastane yaptık gibi artık söylemlerden uzaklaşarak sulu tarımı biran önce hayata geçirip üretimle ekonomiye can verilmesi gerektiğini vurgulayan vatandaşlar, kurak toprakların Atatürk barajı suyuyla sulanması gerektiğini belirtti.

Gazetemize önemli açıklamalar yapan Ziraat Mühendisi ve Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı Gani Bereket, “TL’nin dolar, euro karşısındaki değer kaybı nedeniyle bizim için tarımın çok daha fazla önemli olması gerektiğine inanıyorum. Neden? Bu benim tezim. Türkiye de durum analizi yaptığımız da Türkiye’nin en önemli kaynaklarından bir tanesi tarım, sanayi, yenilenebilir enerji ve turizm. Bunlar bizim potansiyellerimiz. Biz ülke olarak bu 3 önemli kaynaktan değerli işler çıkarabiliriz. Bunlar bizim öz değerlerimiz. Tarım ülkesiyiz. Güneş enerjisi ülkesiyiz. Turizm ülkesiyiz” dedi.

“TARIMSAL BİRLİKTELİK OLUŞTURMAMIZ GEREKİYOR”

Tarımsal reforma ihtiyacın olduğunu ifade eden Bereket, “Türkiye’nin 3 tarafı denizlerle çevrili. Birçok mikroklima alanlarının olması turunçgilden, narenciyeden, Antep fıstığından, pamuğundan, bademinden, tütününden aklınıza gelen her türlü meyve, sebze örtü altı yetiştiriciliğinin çok mükemmel bir şekilde yapılabildiği bir coğrafya da yaşıyoruz. Dolayısıyla bizim böyle önemli değerimiz var. İşte siz tarımda Hollan da bizim 5’te bir büyüklüğümüz de ama dünyadaki ihracatı çok daha büyük. Bir Konya ovası büyüklüğünde bir yer. Bizden daha fazla tarımsal ihracat yapıyor. Neden böyle oluyor. Bunları tekrar tekrar masaya yatırıp Tarım Bakanlığının, özel sektör çalışanlarının, mühendisine kadar, çiftçi ile oturup bir tarımsal birliktelik oluşturmamız gerekiyor. Tarımın girmediği bir konu yok. Tarımsal üretimin bir de sanayiye döndüğünü düşündüğümüz de ülkemizin çok büyük cari açığı kapanacağı inanıyorum. Muz’undan tutunda Gaziantep fıstığına kadar. Dünya’da rekabet edemeyeceği çok ürünümüz var. Fındıkta dünya da bir numarayız. Ama satışa baktığımız zaman Avrupa, Almanya dünya da en fazla satan her ürün en fazla satan yer. Bizim satış ve pazarlama da problemimiz var. Evet biz üretiyoruz ama satış ve pazarlama da bir sıkıntımız var. Biz bunu nasıla aşacağız. Çiftçi gözüyle baktığımız da. Çiftçilerimiz sürekli girdi maliyetlerinin yüksek olduğunu söylerler. Tabi tarımsal alanda çiftçilerimizin kullandığı kimyasal gübre, ilaçlar, tohumlar. Traktörler bunların hepsi yurt dışından ithal edilen ürünler. Çiftçinin ürettiği ürünün birim miktarının fiyatını artırmaktadır. Dolayısıyla bizim çiftçimiz dünya’daki Avrupa’daki başka ülkedeki çiftçilerle rekabet edemez durumdadır. Bizim yapacağımız işlerden bir tanesi biz daha ucuza nasıl ürün elde edebiliriz bunun icabına bakmak gerekiyor. Tabi bunun içinde önemli reformlar gerekiyor. Bir kere her ülkenin tarım politikası olması gerekiyor. Bizim de tarım politikamızın da yeninden üreten insanların yeniden sahaya girmesi için bir tarımsal reforma ihtiyacımız var. Tarım Bakanlığı biz nerede yanlış yapıyoruz. Nerede üretim fazlamız var. Bu tarz doneleri bir araya getirip Türkiye’deki tarımsal sektörde yaptığımız hatları bir daha yapmamamız gerekiyor. Tarım’da da sanayi de olduğu gibi tarım 4.0 grubuna girmemiz gerekiyor. Tarımın, teknoloji bileşimle, iletişimle bir arada olduğu bir çalışma yapması gerekiyor” diye konuştu.

“BİZ ARAZİLERİMİZİ NE ZAMAN, HANGİ YILDA SULAYABİLECEĞİZ”

Adıyaman en önemli sorunlarından bir tanesinin tarımsal sulama olduğu ifade eden Bereket, “ Adıyaman’daki en önemli sorunlardan bir tanesi tarımsal sulama. 1985 yılından beridir. Atatürk barajı ilimizin köylerini iştikal etmiş vaziyettedir. Bu işin çilesini çeken Adıyaman halkı ama Adıyaman halkı bütün dönemler de ihmal edildi. Artık ihmal edilmesin istiyoruz. 30 senedir Atatürk barajı kurulmuş. Arazilerimiz su altında kaldı. Mevcut arazilerimize halen biz proje konuşuyoruz. Halen projeler ne aşamada bilmiyoruz. Bir tarafta açıklama yapılıyor, Gömükan barajı. Koçali barajı var. Sektör içinde biri olarak sektörün aktif içinde biri olarak ben bu çalışmayı göremiyorum. Yetkililerden biz şunu istiyoruz. Biz arazilerimizi ne zaman, hangi yılda sulayabileceğiz. İnsanlar kendi arazilerine yatırım yapmak istiyorlar. Eğer bu gecikecekse insanlar kendi öz kaynakları ile bir şekilde bu yatırım yapacaklar. Bizim çiftçimiz bu konuda öz verili düşünüyor. Devlete hiçbir yükü olmamış Adıyaman çiftçisi kendi öz kaynağı ile elektrik sondajını, pompajını kuruyor devlete hiçbir yükü yok. sulama maliyeti dekara 250-300 TL. 2 saatlik bir Harran ovasındaki çiftçi, dekara maliyeti 80 TL. Devlete hiçbir yükü olmamış Adıyaman çiftçisi bunu hiçbir zaman hak etmiyor. Bu yaşadığımız ekonomik dağılma olduğu günler de bu işi çözmek gerekiyor. Biz bu krizden üretmekle çıkacağız. Bu iş tarımsal üretme, enerji üretmek, turizmle bu işin içinden çıkacağız” açıklaması yaptı.

“MİLLİ ÜRETİM, YERLİ ÜRETİM YAPALIM”

Milli üretim ve yerli üretim yapılması gerektiğini açıklayan Bereket, “Çiftçinin tarlasındaki tohumdan, hasatına kadar olan dönem de yapılan bütün kültürel işlemler toprak işlemesi makineler, ilaçlar hepsi ithal edilen ürünler. Dolayısıyla siz kilo gramını 1 TL sattığınız buğdayın maliyeti 0.80 kuruş ise şimdi artık 1 TL olmuş vaziyettedir. Doların yükselişi en fazla çiftçi vurdu. Çünkü aldığımız ürünler hepsi döviz ile geliyor. Milli üretim, yerli üretim yapalım. Yerli mal üretelim asla dışarıya bağımlı kalmayalım. Kendi tohumumuzu kendimiz üretmemiz gerekiyor. Kendi ilacımızı kendimiz üretmemiz gerekiyor. Tarımda 4.0’a geçmemiz lazım. Bu da üniversitemizle, çiftçilerimizle, ziraat odalarımızla tarım il müdürlüklerimizle kombine çalışarak oluşacak. Türkiye 552 milyon dolar dünya’da tütün alıyor. Bu kadar para yurt dışına gidiyor. Bu da bir cari açıktır. Biz dünyanın en güzel tütün üretiyoruz kendi ilimiz de dünyanın en iyi bademini üretiyoruz. Bademden dolayı Türkiye’nin yapmış olduğu ihracat 72 milyon dolar. Bu da bizim cebimizde kalacak böylelikle kendi ürünlerimizi üreterek Türkiye kalkınmasına faydamız olacak. En fazla üretim köylerimizde başlamalı. Köyde köylü kalmadı, köy kalmadı. Köylerde insanlar yaşamıyor artık 2,3 ev kaldı. Bence hadi gelin köyümüze geri dönelim projeleri yapılması lazım. Üretim sahadan başlar. Bu tembelliği bırakıp yeniden üreten bir ülke üreten bir Adıyaman olmamız lazım” şeklinde konuştu.

“ADIYAMAN’DA TEK SORUN SULU TARIMDIR”

Adıyaman Kahta ilçesinde ticaretle uğraşan, aktivist, köşe yazarı Mehmet Güzel ise, tarımsal sulama olduğunda işsizlik başta olmak üzere ekonomiye büyük bir katkının olacağını belirtti.

Artık sulu tarım projelerinin hayata geçirilmesi gerektiğini dile getiren Güzel, “Bugün Kahta’da biz bir şeyler eksik diyorsak Adıyaman’da bir şeyler eksik diyorsak bunların temelinin var olduğunu söylüyoruz. Tabi siyasetinde kendine göre bir çalışma şekli var. Zaman zaman bizim söylediklerimizi duyuyorlar. Zaman zaman söylediklerimizi duymuyorlar. 10 yıl boyunca ben Kahta’da üniversite sınavları yapılmıyor diye açıklamalarda bulundum. Bunun mücadelesini verdim. Geçen yıldan bu yana Kahta’da Üniversite sınavları yapılmaya başlandı. Biz bir Kahtalı olarak bizim amacımız bizim düşüncemiz toplum için ne güzel oluyorsa o olsun. Biz toplum eksiklerini toplum ihtiyaçlarını anlatmaya bunları birilerine iletmeye çalışıyoruz. Kahta’daki ticaret, turizm, eğitim konularını ele alıyorum. Basın da çıkan haberler 48 ile ırgat gönderiyoruz. Adıyaman’da tek sorun sulu tarımdır. Ben diyorum ki ey siyasiler gelin hızlı trenden vazgeçin. Gelin yoldan vazgeçin. Gelin sanayiden vazgeçin. Gelin köprüden vazgeçin. Bizim öncelikli hedefimiz sulu tarımdır. Sulu tarım olursa halk kendi ekmeğini kendi tarlasında kendi bahçesinden kazanacak. Kendi bahçesinden kazandığı zaman bu para çarşıya gelecek. Çarşı nereye götürecek sanayiye götürecek. Sanayi nereye götürecek turizme götürecek. Halk bu anlam da ekonomik olarak rahatlayacak. Halk güzel bir ekmek kapısı bulacak” dedi.

Atatürk Barajı ile Adıyaman topraklarının su altında kaldığını ve geriye kalan toprakların sulanamadığını ifade eden Güzel, “1990’larda çok büyük Atatürk barajı kuruldu. O zaman Avrupa’nın birinci büyük barajıydı. O zaman 1 ilçemiz suyun altında kaldı. Kahta, Gerger, Adıyaman her taraftan topraklarımız çok verimli topraklarımız Fırat kenarındaki topraklarımız, Kahta çayı etrafındaki topraklarımız suyun altında kaldı. O zaman pamuk ekiliyordu. Sulu tarım kısmen yapılıyordu. Kahta bunun üzerine yine alışverişi vardı. Topraklarımız suyun altında kaldıktan sonra bu su gitti Harran suladı. Bu gitti Şanlıurfa suladı. Malatya suladı. Diyarbakır, Gaziantep ve Mardin ovalarını suladı. Ama Adıyaman ve ilçe genelindeki tarlalarını sulamadı. Benim topraklarım suyun altında kalacak o su benim topraklarımı sulamayacak. Bundan daha hakikaten bir hüzün var mı. Bundan daha büyük acı var mı. Diyorlar köprü yaptık. Nissibi köprüsü yaptık. Tamam çok işimiz iyi olursa durumumuz iyi olursa köprüler yine yapılsın. Bu yollar yine yapılsın. Önce Aş diyoruz. Önce ekmek diyoruz. Önce iş diyoruz. Aş, iş, ekmek. Bunlar olduktan sonra emin olun ki yolda gelir turizm de gelir. Çünkü refah seviyen yükseliyor” diye konuştu.

“BİZİM ÖNCELİĞİMİZ HIZLI TREN DEĞİLDİR”

Çevre illerin Adıyaman’a göre daha iyi sudan yararlandığını ve siyasilerin biran önce soruna çözüm bulmasını vurgulayan Güzel, “Biz 1990’da Şanlıurfa giderken Karaköprü vardı. Karaköprü’de sadece sadece solda bir lastikçi vardı. Bir de patlıcan, biber satan bir yer vardı. Şuanda karaköprü Antalya gibi bir metropol şehir oldu. Paris gibi bir şehir oldu. O büyük parkları devasa evleri o devasa iş merkezlerini görün hepsi sulu tarımdır kardeşim. Biz Şanlıurfa ile amatör küme de top koştururken şuan Şanlıurfa şampiyonlar liginde top koşturuyor. Biz de amatör küme de top koşturmaya devam ediyoruz. Bizim kaderimiz bu değildir. Bize öncelikler noktasında hizmet edin. Bizim önceliğimiz hızlı tren değildir. Köprü bizim önceliğimiz değildir. Her türlü idare ederdik. Her şeyden önce sulu tarım.  Şanlıurfalı birinin söylediği ektiği sarımsaktan 3 ay da 70 bin TL para kazanmış. Ben kendimden örnek vereyim. Deden, Babadan kalma tarlamız var 100 dönüm üzerinde Buğday ekerler, Arpa ekerler kaldırdığı para 10-15 bin paradır. Bunun içinde gübresi var. İçerisinde bunun yakıtı var. DSİ’de çalışan bir kişi bana söyledi kanal yoluyla kendi cazibesi ile 160 bin dönüm diyor. Sulanabilir yer vardır. O zaman sosyal medya da yayınlamıştım. O dönem milletvekili Adnan Boynukar’a beni aramıştı. O zaman ben de DSİ çalışanın ismini verdim ilgilenirler dedim. Her 5 dönüm sulu tarım olduğunda 5 aileye yetiyor. Ben esnafım müşteri gelmiyor. Hakikaten millette para olsa çarşıya çıkacak alışveriş yapacak. Para olmadığı için halkın bir çoğu dışarıda ırgattadır. Fındığa, pancar, pamuğa giden var. Herkes bu anlamda çocuklarının ekmek parasını çıkarmak için dışarıya gidiyor” açıklaması yaptı.
Bizim yetkililerimiz hepsi sınıfta kaldı. Milletvekillerinden, belediye başkanlarına, vali, kaymakama kadar bence bu insanlar gelip bir kurumda koltukta oturmakla mükellef değildir. Kahta Adıyaman sorunları varsa. Ben o koltuğa geldiğimde o koltuğun hakkı nedir. Bu halka daha güzel bir yaşam ortaya koymak. Bir milletvekili, belediye başkanı geldiği zaman bize neyle geliyor vaatlerle geliyor. Biz o vaatlerin yerine getirilmesini istiyoruz. Hakikaten milletvekilimiz, kaymakamlarımız, valimiz Adıyaman durumunu bilmiyor mu. Buranın ırgatlıkla devam ettiğini biliyor. 

Adıyaman’ın tarım, sanayi ve turizm de artık adım atması gerektiğini vurgulayan Güzel konuşmasında şunları söyledi;
 “Geçen haftaki manşetiniz de “Adıyaman’da Sanayici mi Yok” demişsiniz. Hayır var. Ama sigorta yüzünden iş yapamıyorlar. Şanlıurfa son 15 yılın ürünüdür. Geçen bir haber gördüm. Hedefimiz 1 milyon Çinliyi buraya çekmek. Bizim burada nemrut var. Bizim burada Arsemia var. Bizim burada cendere var. Bizim burada eski Kahta kalesi var. Bunların arasına çok az bir paraya teleferik yapılsa buraya turistleri çekebilsek turistlerle bile buralara oteller yapılır. Bizimkilerin yüzü güler. Bazı Turizmciler evlerinde oturuyorlar. Yetkililer, etkililer, siyasiler üzerine düşeni yapsalardı. Biz burada sulu tarım konuşmuyor olacaktık. Biz burada sanayi konuşmuyor olacaktık.”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Başkan Kutlu’dan, Eğitim Bir Sen Başkanı Deniz’e ‘Hayırlı Olsun’ Ziyareti
Başkan Kutlu’dan, Eğitim Bir Sen Başkanı Deniz’e ‘Hayırlı Olsun’ Ziyareti
Belediyesporlu Hentbolcular, Lise Öğrencileriyle Buluştu
Belediyesporlu Hentbolcular, Lise Öğrencileriyle Buluştu