Davutoğlu Hazımsızlığı
Bilal Karadağ

Davutoğlu Hazımsızlığı

10 Ağustos 2014 tarihinde yapılan seçimlerde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 1. turda cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte, doğal olarak kimin Başbakan ve Ak Parti’nin Genel Başkanı olacağı konuşulmaya başlanmıştı.

Her zamanki gibi istişareye önem veren Ak Parti’nin yetkili organları, uzun uzadıya istişarelerde bulunmuş, en nihayetinde Erdoğan’ın yerine Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ismi üzerine karar kılınmıştı.

Zira Davutoğlu isminin açıklanmasıyla birlikte çeşitli çevrelerce anti propaganda yapılmaya başlandı. Kimisi sosyal medyada hazımsızlığını dile getirdi, kimisi de kitle iletişim araçları vasıtasıyla…

Bunların yanı sıra dış dünyadan da benzer açıklamalarla kamuoyu meşgul edildi, halene de ediliyor…

Davutoğlu ismine karşı çeşitli söylem ve eylemlerle hazımsızlıklarını ortaya koyanlara baktığımızda, Ak Parti karşıtlarını görüyoruz.

Yani Ak parti’ye oy veren, Ak Parti’yi destekleyen, Ak Parti’nin çeşitli kademelerinde siyaset yapan hiç kimsenin Davutoğlu’na karşı çıktığına rastlayamazsınız.

            Ona karşı çıkanlar, onu hazmedemeyenler sadece yurtiçindekiler değil, yurtdışından da belli bir güruhun olduğunu görmek mümkün…

Söz konusu tayfalar zaten Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığına karşı çıkıyordu, keza Cumhurbaşkanı seçilmesine karşı çıktılar ve bugün de Davutoğlu ismine alerji olmaktadırlar.

Eğer Ak Parti içerisindekiler bu isme karşı söylem ve eylemlerin odağında bulunmuş olsalardı, yoksa partinin yetkili organlarınca yanlış bir karar mı alındı şeklinde yorumlanabilirdi.

Lakin karşı duruş sergileyenlerin Ak Parti karşıtları olması, doğru bir kararın altına imza atıldığı, reel bir istişarenin yapıldığı, ehliyetli bir ismin üzerinde karar kılındığı ortaya çıkıyor.

Ola ki bazı Ak Partililer anti propagandaların etkisiyle tereddütte kalır, “Acaba yanlış yolda mıyız” diye bocalanacak olurlarsa, onlara Sultan II. Abdulhamid’in şu teorisine bakmalarını tavsiye ederim.

Rahmetli Erbakan hocamın da sık sık anlattığı teori şöyle:

Sultan Abdülhamit Han, önemli bir konuda alacağı karar için Rus Büyükelçisi’ni saraya çağırır ve görüşünü sorardı.

Rusya o dönemde Osmanlı’nın en büyük rakibi olduğu için doğal olarak Rus Büyükelçisi de ülkesinin menfaatlerine uygun bir görüş sunardı Abdülhamit’e.

Sultan ise, büyükelçinin görüşünü alır, ancak bu görüşün tam tersini uygulardı.

Böyle davrandığı içindir ki, Avrupa’nın “Hasta adam” diye nitelendirdiği, “Bugün yıkılacak, yarın yeryüzü sahnesinden silinecek” dediği Osmanlı Devleti, Abdulhamit Han ile tam 30 küsur sene ayakta kalarak, herkesi şaşkına uğrattı.  

Ak Parti’ye oy vermeyenler, Recep Tayyip Erdoğan’ı istemeyenler bugün Ahmet Davutoğlu için olumsuz konuşuyor, hazımsızlıklarını belirtiyorlarsa, işin içinde bir iş vardır:

Bu, Ak Parti’nin yetkili organlarınca Davutoğlu ile ilgili doğru bir karar verildiğinin en bariz belirtisidir.

Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek