Kanlı Gömlek
Bilal Karadağ

Kanlı Gömlek

Üniversiteyi o yıl kazanmıştı Mine. Henüz birinci sınıftaydı. Yorucu bir günün sonunda okuldan çıkıp eve gitmek üzere durakta minibüs beklemekteydi.

Hava bulutlu… Bardaktan su boşanırcasına gökyüzünden iniyordu yağmur tanecikleri…

Durakta beklerken kızın önüne lüks bir araç yanaşır. Direksiyonda bulunan temiz giyimli,  güler yüzlü genç; “Yanlış anlamayın, ne olur. Ben de yakın zamana kadar öğrenciydim. Islanmayın, gelin sizi uygun bir yere kadar bırakayım” der.

Mine, ilk başta biraz tereddüt eder ama gencin iyi niyetine inanır, hafif gülümseyerek arabaya biner.

Yolda, şoför kendi isminin Burak olduğunu söyler ve kızın da ismini öğrenmek ister. Kız, tebessüm ederek “Adım Mine” der.

Tanışma faslının akabinde koyu bir muhabbet başlar ve hoşlanırlar birbirlerinden…

Burak, “Lütfen izin verin sizi evinize bırakayım. Bakın yağmur da iyice hızlandı” der.

Mine kabul eder. Tabi sohbet iyice koyulaşır. Bir süre sonra kızın evine gelirler. Bu arada birbirlerinin telefon numaralarını almayı da ihmal etmezler. 

Mine, çok etkilenir Burak’tan! O hafta her telefon çaldığında yüreği hop eder, “Ay benimki mi arıyor?” diye telefona odaklanır. Lakin umduğunu bulamaz…

En son Mine dayanamaz, yüzünü kızartıp Burak’ı aramaya karar verir, “Belki numaramı kaybetmiştir, ne olacak ki ben arasam” diyerek kandırır kendini…

Telefonu ağlamaklı bir kadın sesi açar. Meryem teyze, Burak’ın annesi olduğunu söyler ve hıçkıra hıçkıra, oğlunun trafik kazasında öldüğünü bildirir. 

Anlattıklarından Mine anlar ki, Burak onu bıraktıktan 5 dakika sonra yapmış kazayı! “Keşke eve bıraktırmasaydım. Bunun sorumlusu benim” diyerek, hemen kendini suçlamaya başlayıverir. 

Suçluluk duygusundan kurtulmak için Meryem teyzeden adresi alır, “En azından başsağlığına gideyim bari” diye düşünür…

Ziyaret ağlamaklı ve de yaslı geçer. Ayrılma vakti geldiğinde iyice kendinden geçen Mine, “Bana oğlunuzdan bir hatıra verir misiniz? Onu gerçekten çok sevmiştim” der.

Bunun üzerine anne içeriye gider, döndüğünde elinde çocuğunun kaza günü üzerinde olan gömleği vardır.  

Üstelik hala kanlar içindedir… Mine çok kötü olur, gömleğin niye saklandığını ve niye ona verildiğinin anlamsızlığına rağmen yine de kadını kıramayıp alır kanlı gömleği!

Eve gelir gelmez ilk işi gömleği yıkayıp, ütülemek olur! Bütün gece gömleğe baka baka,  ağlar durur!  

Sürekli de, “Onu ben öldürdüm, onu ben öldürdüm” diye tekrar eder kendi kendine! Artık ağlamaktan bitap düştüğünde gömleği yastığının altına koyar ve derin bir uykuya dalar!

Sabah uyandığında kendini daha iyi hisseder, ama yastığı kaldırdığında bir de ne görsün; gömlek yine kanlar içinde…

İnanamaz bu duruma! “Herhâlde dün o kafayla iyi yıkayamadım” diyerek yeniden yıkayıverir…

Lakin ertesi sabah da hiç bir değişiklik görmez gömlekte, ne yapsa ne etse hep kanlar içindedir…

Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek