Türkülerimiz Bizim Özümüz
Bilal Karadağ

Türkülerimiz Bizim Özümüz

Türküleri sadece bir müzik türü olarak düşünüyorsanız bilesiniz ki ya türkü dinlememiş, ya da can kulağıyla odaklanmamışsınız.

Türküleri can kulağı ile dinlemek çok çok önemlidir. Türküler ülkemizin topraklarına can vermiş ve hep geçmişimizi hatırlatmıştır.

Türküleri sadece bir müzik türü olarak algılamamalıyız. Türküler aynı zamanda ülkemizin milli kimliğini de ele verir.

Türkülerde şiir var, tarih var, hayata dair kurallar var, özümüz var. Hepsinden önemlisi de türkülerde ahlak var, vefa var, aşk var, ayrılık var!

Sabreden, acı çeken, pişman olan, bazen aceleci ve sabırsız olan, bazen gözyaşı döken insan var!

Kısacası türkülerde tüm beşeri özellikleriyle insan var. Türkülerde İncelik var, sevgi ve saygı var.

Türkülerde sen-ben değil, siz-biz diye hitap etmek var! Her şeyden önemlisi de türkülerin yaşanmışlığı var! İşin aslına bakılacak olunursa kim bakar sesin güzelliğine, müziğin kalitesine...

Malum, bize has olan türkülerin yanında başka müzik türleri de var. Ancak türküler özümüze has olduğu için sadece bizi anlatmaktadır.

Türkü dışında yapılan diğer müzikler bizden çok Batı’yı yansıtmakta ve bununla kalmayıp aynı zamanda onların kültürünü de bize taşımaktadır.

Özellikle pop müziği Batı’yı bize taşımaktadır. Hatta ve hatta gelmişken eli boş bile dönmüyor ve bizden de bazı değerleri alıp götürüyor!

Şunu çok iyi bilmeliyiz ki; günümüzde Batı’nın ekonomik sömürüsü kadar kültürel sömürüsü de söz konusu!

Bunun bir gereği olarak Batı, kültürel değerlerimizi adeta yok ediyor. Oysa türkülerimiz, kültürümüzü her yönüyle yansıtan en önemli zenginliğimizdir.

O nedenle türkü bilmek, kültürümüzü bilmek, türkü dinlemek ise kültürümüze sahip çıkmaktır diye düşünüyorum.

Batı, elindeki en güçlü silahı medya vasıtasıyla kendi müziğini ve bunlara çektiği (ekseriyetinin de gayrı ahlaki ve etik olmayan) videoları evire çevire yayınlatarak, gençliğimiz üzerinde büyük tahribatlar yapmaktadır.

Bilesiniz ki; bundan çok daha vahim olanı ise söz konusu müziklerin yerli taklitleridir. Sadece enstrüman olarak taklit söz konusu olsaydı belki sorun olmayabilirdi.

Zaten burada Batı müziğine karşı olmam enstrüman olarak değil, müziklere yazılan sözler nedeniyledir.

Yerli taklitlerin içi boş, anlamsız ve kimi zamanda edep dışı sözlere sahip olması da işin vahametini apaçık bir şekilde ortaya koyuyor. 

Türkü ve diğer müzik türleri arasında sadece müzikal rekabet değil, aynı zamanda bir kültür savaşının var olduğu aşikâr…  

Türkü söyleyen birisiyle, mesela bir pop şarkıcısı arasında giyim kuşamlarından, konuştukları Türkçe’ye, hal ve hareketlerine kadar birbirleri arasında büyük ölçüde farklılıklar vardır.

Bu fark kılık-kıyafetten kullandıkları kelimelere kadar belirgin bir şekilde dinleyicilerin hal ve hareketlerine varıncaya kadar yansıyor.

Özellikle bazı yerlerde gençlerdeki tuhaf kıyafetler, tuhaf hareketler, tuhaf kelimeler dinledikleri müziklerin bir ürünü değil de nedir?

Batı müziğine hayranlık duymak, aynı zamanda Batı’ya hayranlığı da beraberinde getiriyor.

Türkü, Batı karşısında bir duruşun adıdır, bir var oluştur! Yozlaşmaya da karşı en muhkem kalelerden biri olsa gerek.

Bazı ozanların Batı ve Amerika’yı yermesi, bunları müziklerine taşıması, Türkü ile diğer müzik türleri arasındaki farkı ortaya koyması açısından da çok önemlidir.

Konuyu fazla uzatmamak amacıyla satırlarıma son vermek istiyorum. Kısmet olursa yarın aynı konuyu tekrar devam edeceğim inşallah.

Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle… 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek