Arkadaş mı, Dost mu?
Bilal Karadağ

Arkadaş mı, Dost mu?

Baba ve oğul kendi aralarında konuşuyorlarken, bir ara baba oğluna şunu sormuş: “Senin kaç tane dostun var?”

Oğlu cevap vermiş: “Ohooo yüzlerce...”

Babası oğluna açıklamış:

            “Bak oğlum” demiş, “İnsanın bir sürü arkadaşı olabilir, ama yüzlerce dostu olamaz. Dost dediğin diğer arkadaşlara benzemez. İnsanın hayatı boyunca ancak 1 ya da 2 tane dostu olabilir.”

Oğlu “Saçma” demiş. “Benim bir sürü dostum var, hepsi beni sever ve her zaman bana yardıma koşacaklarına eminim.”

“Öyle mi” demiş babası? “O zaman gel seninle bir test yapalım.”

            Adam birkaç tane tavuk kesmiş ve bir çuvala doldurmuş. Çuvaldan kanlar akıyormuş. “Şimdi git” demiş, “Bu çuvalı arkadaşlarına götür ve onlardan yardım iste. Çuvalı birlikte bir yerlere gömün.”

            Çocuk çıkmış yola, bir arkadaşının kapısını çalmış, arkadaşı elindeki kanlı çuvalı görünce çocuğun yüzüne kapıyı kapatmış.

Sırasıyla diğer arkadaşlarına bir bir gitmiş, elindekini gören herkes kapıyı yüzüne örtmüş. Çünkü çuvalın içinde ceset olduğunu sanmışlar.   

Çocuğun yüzü allak bullak olmuş, mahcup bir vaziyette babasına dönmüş, olup biteni anlatmış.

Babası demiş; “İşte senin arkadaşlarının dostluğu bu kadar. Şimdi al bu çuvalı benim dostuma götür.”

Çocuk tekrar sırtlamış çuvalı düşmüş yola. Babasının dostu kapıyı açıp, çocuğu ter içinde, elinde kanlı bir çuvalla görür görmez etrafa şöyle bir bakmış ve hemen almış içeriye.

“Sen bizim Mehmed’in oğlusun değil mi?” demiş. “Evet” demiş çocuk. “Ver elindekini” diyerek, çuvalı almış. Arka bahçeye çıkarmış, bahçede bir çukur kazıp çuvalı gömmüş! Çocuğa su ikram etmiş. Bu arada yetmemiş, gömdüğü yer belli olmasın diye sarımsak da ekmiş oraya.

Çocuk “Ben artık gideyim” demiş. Adam da “Babana söyle, sarımsak tarlasına gözüm gibi bakıyorum” demiş.

Çocuk gitmiş babasına durumu anlatmış, “Gerçekten senin dostun varmış, benim ise sadece sıradan arkadaşlarım” demiş.

“Yooo bitmedi” demiş babası, şimdi tekrar git dostumun kapısını çal ve açar açmaz yüzüne okkalı bir tokat yapıştır.

Çocuk “Olur mu hiç öyle şey” demiş. “Olur, olur, ancak o zaman anlayacaksın dostluğun ne demek olduğunu…”

            Çocuk çaresiz utana sıkıla tekrar düşmüş yola. Kapıyı çalmış. Babasının dostu kapıya çıkar çıkmaz da “Babamın size iletmek istediği bir şey var” demiş.

Nedir o demeye kalmadan, çocuk okkalı bir tokat yapıştırmış babasının dostunun suratına, lakin bir yandan da üzülmüş, nasıl vurdum diye.

Babasının dostu demiş ki, “Benim de babana iletmek istediğim bir şey var... Söyle o babana, “Biz bir tokada satmayız koskoca sarımsak tarlasını” demiş!

İşte böyle. Çocuk o zaman anlamış dostluğun değerini ve babasının “Yüzlerce arkadaşın olacağına bir dostun olsun yeter” derken ne demek istediğini...

 Sen Gülerken yanındakiler de güler,

Ama ağlarken yalnız ağlarsın,

Onun için öyle bir ağaca yaslan ki,

Asla yıkılmasın.

Öyle bir dost edin ki,

Asla bırakmasın!

Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle… 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek