HATAYI KABULLENMEMEK KİBİRDENDİR
Nevin Duyar

HATAYI KABULLENMEMEK KİBİRDENDİR

Her insan, kimi zaman farkında olarak ya da olmaksızın yanlışlar yapar. Çünkü “nefisler ise 'kıskançlığa ve bencil tutkulara' hazır (elverişli) kılınmıştır. (Nisa Suresi, 128)” ayetinde belirtildiği gibi nefsimiz sınavımızın bir parçası olarak kötülüklere elverişli yaratılmıştır. Nefsi terbiye etmemek, devamlı bencillik ve kötülüğe meyletmek doğru olmadığı gibi, bir hata yapıldığında bunu kabullenememek, bu hata yüzünden kendini affedememek de doğru değildir. Rabbimiz bir ayetinde yaptığımız hatalar karşısında hemen ümitsizliğe kapılmamız gerektiğini şöyle haber vermiştir:

(Benden onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir." (Zümer Suresi, 53)

Pek çok ayette insanların, takvada öne geçenlerden de olsalar, yanlışlar yapabileceklerine vurgu yapılır. Eğer bu ayetler olmasaydı bilerek veya bilmeyerek hata yapan bir mümin, vicdanını rahatlatamayacak, onun baskısıyla ruhi sıkıntılar içerisinde kalabilecekti. Dolayısıyla bu ayetlerin var olması Allah'ın rahmetinin bir tecellisidir ve müminlerin gönlüne inşirah veren bir durumdur.

Müminlerin sınırlarına karşı gösterdiği titizliği ve hata yaptığında duyacakları büyük  mahçubiyeti bilen Rabbimiz, Kuranı Kerim'de methederek anlattığı elçilerinden de misal vererek, bir istisna olmaksızın tüm insanların hata yapabileceğini bildirmiştir. Bununla birlikte 'Allah TÜM günahları bağışlar' diyerek, bu hata ne olursa olsun samimi bir kalple tevbe edildiğinde, her günahı bağışlayacağının müjdesini de vermiştir. Bu ayetler müminlere ferahlık, şevk ve azim vermesinin yanında ümitsizliğe karşı müminleri koruyan ayetlerdir. Ancak bu ayetlerden gafil olan, ayetlere göre yaşamayan bir takım müslümanlar yaptıkları hataları kabullenememekte, kusurlu olmayı hazmedememektedir.

Yüce kitabımız Kuranı Kerim'deki açıklamalara rağmen, hata işledikten sonra umutsuzluğa kapılmak, üzülmek, duyduğu pişmanlığı abartarak ruhi sıkıntılar içine girmek, insandaki kibir duygusunun göstergelerindendir. Bu, bir nevi 'ben hatasız olmalıyım, nasıl böyle bir hata yaparım' düşüncesidir. Bu kişiler, kolaylıkla hataya düşebilen, söylememesi gereken şeyler söyleyen, isabetsiz kararlar alabilen, hatalı davranabilen aciz bir insan olduğunu gördüklerinde, nefislerinin büyüklenmesi nedeniyle bunu kabullenemezler. Her zaman mükemmel olmak isterler. Oysa hatasızlık ve mükemmeliyet yani kusursuzluk, her türlü eksiklikten münezzeh olan Allah'a mahsus olan bir özelliktir. Müminler bu gerçeği bilir ve acizliklerini, kusurlu hallerini kabullenirler. Hiçbir zaman söz ya da davranışlarıyla, hatasızlık gibi bir iddiada bulunmazlar.

İnsan çok takva sahibi bir mümin de olsa, aciz ve kusurlu yaratılmıştır, kolaylıkla hataya düşebilir. Unutulmamalıdır ki bu, kişinin acizliğini bilmesi, Allah'ın kusursuzluğunu daha iyi anlayabilmesi içindir. Çünkü kusursuzluğun ne demek olduğunu kavrayabilmek için, kusuru ve eksiği görmek gerekir. Bu sebeple hatalar da bizi Allah'a yaklaştırmaya birer vesiledir. Acizliğimizi görüp, Allah'ın kusursuzluğunu, 'Sübhan (tüm noksanlıklardan münezzeh)' sıfatını anlamamıza vesiledir. Öyleyse hatalarımızdan dolayı ümitsizliğe kapılmamalı, bir hata işlediğimizde hemen tevbe edip gönülden Allah'a sığınmalı, acizliğimizi görüp Rabbimizi tesbih etmeliyiz.

 

Şüphesiz O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir. (Bakara Suresi, 37)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek