Kayıp Olmaya Yüz Tutan Bir Kavram “Dostluk”
Yusuf Dündar

Kayıp Olmaya Yüz Tutan Bir Kavram “Dostluk”

Dostluk ana temasında çok önem arz eden ama bana göre yaşadığımız gelişim/değişim
sürecinde unutulmaya yüz tutan çok önemli bir kavram dostluk.
Gerçek dostluk nedir? Tanımı tarifi varmıdır? Yoksa kişilere göre değişir mi? Benim
bildiğim dost can olandır. Can bilendir. Sevincimi paylaştığımda onu çoğaltan, sıkıntılarımı
anlattığımda onların ağırlığını benimle birlikte yüklenendir dost. Ağlamak istediğimde
yaslandığım omuz, eliyle gözyaşımı silendir.
Gözlerinin içine sımsıcak bakıp aldırma bunlar hayatın cilvesi diyerek duyduğu acıyı
kendi içine atıp seni avutma telaşına düşendir dost.
Çıkarsızdır, yanında olmaktan menfaat sağlamayı düşünmez. Karşılıksızdır, ne
verdiklerinin hesabını tutar ne de bir gün bunları yaptım diyerek yüzüne vurmayandır.
Kısacası Dostluk yeri geldiğinde gül uğruna dikeni tutmaktır. Sözü fazla uzatmadan güzel bir
dostluk örneğinin sergilendiği bir öykü ile Bitirelim.
Bir hastane odası iki yatak ve hayatla olum arasındaki çizgide yaşamdan yana kalmaya
çalışan iki kalp hastası. Yataklardan biri pencere önünde diğeri duvar dibinde. Pencere
önündeki sabahtan akşama kadar pencereden dışarı bakıp seyrettiklerini duvar dibinde bir şey
görmeden, aynı kaderi paylaşan bir şey görmeyen hasta arkadaşına anlatıyor!
 
-Bugün deniz dünden daha durgun. Rüzgâr hafif esiyor olmalı. Beyaz yelkenliler
denizde belli belirsiz ilerliyorlar kuğu gibi süzülüyorlar.
-Park mı? Ha, park henüz tenha. Salıncakların ikisi dolu ikisi boş. Geçen haftaki
sevgililer yine geldiler. Elleri birlerinden hiç ayrılmıyor. Şimdi erkek kızın saçlarını okşuyor,
ne kadar birbirlerine yakışıyorlar.
-Erguvanlar bugün çıldırmış öyle bir çiçek açmışlar ki etraf mora boyanmış. Erikler
desen keza, tepeden tırnağa beyazlar giyinmiş. İşte parkın neşesi çocuklar geldi. Ellerinde
rengarenk balonlar var ah kardeşim görmelisin.
Bu böyle sürüp giderken her gördüğünü anlatıp dururken ansızın bir kalp krizi geçirir
pencere kenarındaki. Duvar dibinde düğmeye bassa doktoru çağırabilir ve belkide arkadaşı
kurtulabilir. Ama ama yapıyor işte şeytan karışıyor işine. Arkadaşı ölürse pencere kenarı
boşalacak ve kendisi oraya geçecek.
Bugüne dek kulaklarıyla duyduğunu gözleriyle görecek ve duvar dibindeki düğmeye
basmaz ve arkadaşı ölür. Ertesi gün duvar dibinde olan yatağını pencere kenarına taşırlar.
Beklediği an gelmiştir artık yattığı yerden pencereden dışarı bakar Dışarıda kapkara bir duvar
işte hepsi bu kadar.
Tıpkı Mevla’nın dediği gibi dost matematiksel olmalı, sevinici çarpmalı, üzüntüyü
bölmeli, yarını toplamalı, kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı saptamalı ve her zaman büyük
parçalardan daha büyük olmalı, işi bitince seni bir tarafa atmamalı. Mevlana dostu böyle tarif
etmiş dizelerinde. Gerisi bize kalmış tabiî Ki…
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek