Erdoğan’ı Anlayamıyorum
Bilal Karadağ

Erdoğan’ı Anlayamıyorum

Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze dek hangi parti iktidara geldiyse, hepsi devletin önemli kademelerinde kadrolaşmaya gitme anlayışını güttü.

Dolayısıyla yıllar yılı süregelen kadrolaşma anlayışının, kelimenin tam anlamıyla gelenek haline geldiği bilinen bir gerçek.

Kabineyi kuran siyasal hareketlerin, kendine yakın duran çevreleri kamu kurum ve kuruluşlara yerleştirmesinin başlıca nedenleri ise; hem çevresine gereken imtiyazı sağlamak, hem de iktidarını olabildiğince uzun sürdürmektir.

Bu anlayışı benimsemeyen, söz konusu geleneği sürdürmeyen bir tek siyasal hareketi bana gösteremezsiniz.

“El eli yıkar, el kalkar yüzü yıkar” mantığı güdülerek yapılan kadrolaşma zihniyeti kanımca doğru bir anlayış değil. Ne çare ki devran bugüne dek bu şekilde devam ede geldi.

“Böyle bir zihniyet doğru değil, biz bunu tasvip etmiyoruz, bizim iktidarımızda böyle bir davranışa meyletmeyiz, müsamaha göstermeyiz” diyorsanız, kusura kalmayın, ama o zaman farklı zihniyetlerin baskın ve hâkim olduğu bir ortamda sizin muktedirleşmeniz mümkün olamaz.

Bunu niçin söyleme gereği duydum, bu satırları niye yazma gereksinimini hissettim?

Şunun için: Bilindiği üzere, 2009 yılında yapılan yerel yönetimler seçiminde, Besni ilçemizde CHP’li Fahri Serter Belediye Başkanlığını kazanmıştı. O gün hem seçim sürecinde, hem de seçimin akabinde Ak Partili Adıyaman Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın Serter’e çalıştığı iddia edilmişti.

Geçtiğimiz günlerde ise, Erdoğan’ın, Besni Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü’ne atanan Adıyaman Belediyesi’nin CHP’li Meclis Üyesi Deniz Çakmak’a referans olduğu söylendi.

İşi ehline vermek adına CHP’ye gönül vermiş bir vatandaşın atanması gayet normal, lakin CHP’den seçilmiş bir meclis üyesinin atanması kadrolaşma adına anormal olsa gerek.

Doğrusunu söylemek gerekirse, iktidar partisinin milletvekili Mehmet Erdoğan hakkında bu tür söylentileri duyunca hayli şaşırdım…

Bir milletvekilinin kendi partilisi olamayan birisine bu gibi konularda referans olması demek, partisinin kadrolaşma anlayışının aksine hareket etmesi demektir. Seçim sürecinde rakip partinin adayını desteklemiş olması ise, telafisi mümkün olmayan bir yanlış…

Şöyle geriye doğru bir yolculuk yapalım ve kafamızı iki avucumuzun arasına alıp hafızamızı yoklayalım isterseniz:

Yıl; 1994-95 yılları. Hükümeti oluşturan Doğru Yol Partisi ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti. Bu koalisyon hükümetinin Adalet Bakanı olan Mehmet Moğultay, Bakanlıkta müthiş kadrolaşmaya gitmişti.

Kendisine niçin kadrolaşmaya gittiği sorulunca ve de mülakatlarda adaylara namaz kılıp kılmadıklarının sorulduğu ortaya çıkınca, “Elbette yandaşlarımı alacaktım. MHP’lileri mi alacaktım” diye kendini savunmuştu.

Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkün… Kısacası her siyasal hareketin iktidarında kadrolaşma söz konusu oldu, olmaya da devam edecektir.

O zaman mantık böyle işliyorsa, neden Mehmet Erdoğan tersini yapıyor? Doğrusu bunu anlamak mümkün değil.

Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek