Lafla Peynir Gemisi Yürümüyor
Bilal Karadağ

Lafla Peynir Gemisi Yürümüyor

Yazımızın başlığını oluşturan cümle, toplumun her kesimi tarafından bilinen ve yeri gelince telaffuz edilen anlamlı bir atasözümüzdür:

                 Rivayete göre, bir zamanlar İstanbul’da Edirneli Aksi Yusuf adında meşhur bir tüccar varmış. Peynir ticareti yapan bu tüccar, Trakya’dan aldığı peynirleri fiyat durumuna göre İstanbul ya da İzmir’de satıyormuş.

Malını gemilerle taşıtan tüccar, navlun parasını peşin vermek istemediğinden her seferinde gemi kaptanlarını oyalayıp; “Hele peynirler sağ salim varsın, istediğin parayı fazla fazla veririm” diye vaatlerde bulunurmuş.

Madrabaz ve cimri olan bu tüccarın vaatlerine bir kaç kez aldanan gemi kaptanlarından birisi, peynirleri yükleyip İzmir'e doğru yola çıkmak üzere iken diklenmiş:

-Efendi tayfalarıma para ödeyeceğim. Geminin kalkması için masraflarım var. Navlunu peşin ödemezsen Sarayburnu’nu bile dönmem diye diretmiş.

Aksi Yusuf her zamanki gibi;

- Hele peynirler salimen varsın demeye başlar başlamaz gemi kaptanı;

- Efendi, lafla peynir gemisi yürümez, buna kömür lazım, yağ lazım demiş.

Aksi Yusuf parayı ödemiş…

O gün akşama kadar şu cümleyi sayıklayıp durmuş;

- Lafla peynir gemisi yürümez ha!..

Toplumda dilden dile dolaşan bu atasözünü şunun için gündeme getirme gereği duydum:

İlimiz sınırları içinde, yani Samsat ilçemize çok yakın bir mesafede bulunan Sahabe Safvan bin Muattal Hazretleri’nin türbesi var.

Türkiye’de kabri tescilli olan iki sahabeden birisidir Safvan bin Muattal Hazretleri.

Rivayetlere göre, Hz. Ömer döneminde bu coğrafyanın İslam’la müşerref olması için bölgemize gönderilmiş ve burada şehadet şerbeti içmiş Medineli bir ordu kumandanıdır…

Adıyaman’ımızda metfun bulunan Hz. Safvan bin Muattal, eminim bir başka şehirde olsaydı bundan daha çok tanınır ve her gün ziyaretçi akınına uğrardı.

Bir örnek vermek gerekirse; mesela İstanbul’da metfun bulunan Hz. Eyyüb-el Ensari’yi tanımayan yok, ama Hz. Safvan doğru dürüst bilinmiyor.

Her platformda göğsümüzü gere gere turizm şehri olduğumuzu söylüyoruz. Lakin doğa ve kültür turizmini bihakkın tanıtamadığımız gibi, inanç turizmini de tanıtamıyor ve dolayısıyla kitlelerin dikkatini celbedemiyoruz…

Keza yıllar önce Sahabe’nin bulunduğu bölgede çok amaçlı sosyal tesislerin yapılacağına dair kamuoyunda söylemler yükseldi ve günlerce kamuoyu oluştu…

Ne oldu şimdi?

İnşaat halindeki cami haricinde her hangi bir yapıya rastlayan var mı?

Hadi bunu da geçtik…

Bundan bir yıl önce “Türkiye’nin dört bir yanı bölünmüş yollarla ihya edilirken, Kâhta yol ayırımından sonra Sahabe’ye doğru uzanan yolun hala bir gidişli gelişli hali inanç turizminden bahsedilen bir İl’e yakışmıyor” babında yazı yazmıştım.

Yazımı okuyan bir yetkili, telefonla beni arayarak, “sahabenin yolunu yapacağız” demişti.

Oysa bugün aradan bir yıl geçmiş olmasına rağmen, söz konusu yolda en ufak bir çalışmanın yapıldığına şahit olamadık.  

Demem o ki; yazımızın başında işlediğimiz gibi, lafla peynir gemisi yürümüyor. Yürümesi için söylemlerin muhakkak eylemlere dönüşmesi gerekiyor.

Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…

 

 

          Bilal KARADAĞ

bkaratag02@hotmail.com   

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek