Taklidi Toplum
Bilal Karadağ

Taklidi Toplum

Nedense toplum olarak okuyup araştırma gibi bir idealimiz yoktur. Okula giderken bile “okuyup bilgin olayım, kültürümü geliştireyim” diye bir düşüncemiz hiç yoktur.

Bir tek amacımız var; “okuyup maddi anlamda istikbalimi kurtarayım” şeklinde bir düşünce içerisindeyiz. 

Kendi istikbalimizi düşünürken empati yapmaya asla yanaşmadığımız için “gemimi kurtarayım” düşüncesiyle hareket ediyoruz. Başkaları söz konusu olunca; “bana dokunmayan bin yıl yaşasın” mantığını güdüyoruz.

Maalesef toplumumuzun zihninde böyle bir düşünce hâsıl olması nedeniyle topluca binmiş olduğumuz gemi bir taraftan meçhule doğru yol alırken, öte taraftan günden güne batmanın girdabına düşmeye mecbur değil, mahkûm olmaktadır!

O bakımdan malum anlayıştan ötürü; “kuruyla beraber yaş da yanıyor!”     

Oysa ilmin sonu olmadığını az çok hepimiz biliyoruz.

Ömrünü ilim tahsil etmekle geçiren İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin; “Bilmediklerimi ayağımın altına koysam başım arşa değer” şeklindeki cümlesinden yola koyulduğumuzda, kuşkusuz ilmin sonu olmadığının kanısına varmaktayız. 

Keza Hz. Ali’nin dediği gibi; “Beşikten mezara kadar ilim öğrenmek zorundayız.”

Kur’an-ı Kerim’in bile ilk inen ayeti; “Oku! Rabbinin adıyla oku” olmuştur.

Yine atalarımız; “İlim Çin’de olsa git, öğren” demişler.

Kısacası söz konusu cümlelerden anlaşılan o ki; ilim insanı alim eder, belki de sultan bile eder, aynı zamanda toplumların kalkınmasına bile vesile olur!..

İlim insanı cehaletten, taklitçilikten, ondan bundan söz almaktan, daha da önemlisi dedikodudan alıkoyar!

İlim aşağıdakileri yükseltir, cehalet ise bir şekilde yüksekte yer tutanları zamanla alçaltır!

Hz. Peygamber efendimizin; “Âlimin uykusu cahilin ibadetinden daha hayırlıdır” sözünden yola çıktığımızda bile ilmin bizim için ne kadar önemli olduğunu herhalde anlamaktayız.

Oysa günümüz insanları okumaktan aciz, ilimden yoksun kalmış, adeta ilim fukarası durumuna düşmüştür…

Günümüzde okuyan milletlere baktığımızda, özellikle kendilerini okumaya adayan Garp toplumunun uzaya bile gittiği ayan beyan ortadadır… 

Garp âleminin gün geçtikçe teknoloji sayesinde geliştiğini ve durmadan yeni buluşlara imza atarak bu vesileyle bayağı mesafe kat ettiğini görmekteyiz. 

Ne yazık ki bizler; tüketen toplum olmamız hasebiyle çağdaşlaşma adına henüz bir arpa boyu bile yol alamamışız… 

Okuyup araştırmadığımız için sosyal hayatta geri kaldığımız gibi, manevi hayatta da maddi anlamda da çok gerilerde kalmışız.

Örneğin; yapmış olduğumuz ibadetlerimizi bile birilerine bakarak öğrenmiş ve onları taklit etmekteyiz.

Vakit namazlarımızı eda ediyoruz, ama niçin kıldığımızın bilincinde değiliz.

Oruç tutuyor, hacca gidiyor ve benzer birçok ibadetler yapıyoruz, lakin okumadan araştırmadan körü körüne yapıyoruz.

“Niye yapıyoruz,” “sebebi nedir,” “ben kimim,” “nereden geldim,” “nereye gidiyorum,” “hiç yoktan nasıl var oldum,” yaratılış gayem nedir” bütün bunları Allah aşkına bir gün olsun düşündük mü?

Nerede…

Yüzmeyi öğrenmeden körü körüne denizin dibine dalıveriyoruz, kurtulabilirsek ne ala, kurtulamazsak “haydan gelip huydan gidiyoruz” misali…

Toplum olarak bizler, dünyaya geldiğimizde, bakıyoruz ki annemiz-babamız ya da çevremizdekiler namaz kılıyor, biz de kılıyoruz, oruç tutuyor, biz de tutuyoruz, hacca gidiyor, biz de gidiyoruz…

Pekâlâ, bütün bu ibadetleri yaparken, “acaba niye yapıyoruz veya yaparken uymamız gereken kurallar nelerdir, nelere dikkat etmemiz lazım” bunu hiç araştırıyor muyuz?

Hayır! Ne araştırması…

Çevremizdekilerden böyle gördük ve bizlerde onlara uyuyor, onlar gibi yapıyoruz!

İnanın çevremizdekiler yapıyor diye bizde yaptığımız için bugün Türkiye’de değil de Roma’da dünyaya gelmiş olsaydık belki kiliseye gidiyor olacaktık.  

Ya da ne bileyim, dünyanın bir başka ülkesinde, mesela Tel-Aviv’de dünyaya gelmiş olsaydık, havraya gitmiş olacaktık.

Çünkü çevremiz ne yapıyorsa bizler de aynısını yaptığımız için maalesef taklidi ibadet yapıyoruz!

Hep birlikte bu hastalıktan kurtulmalıyız, hastalığın reçetesinin yolu ise; okumaktan ve araştırmaktan geçmektedir.  

Zira okuyan kişi ilim öğrenir, âlim olur.

Âlim olunca, yapılan ibadet taklidi olmayıp, bilakis hakiki olması hasebiyle adeta ibadetten bile haz alınır...

Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…

 

                                                                                                                   Bilal KARADAĞ

                                                                                                   bkaratag02@hotmail.com       

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin’den Üniversiteye Ziyaret
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek
BESYO Öğrencisi Günal Türkiye'yi Tiran’da Temsil Edecek