Advert
Bir Ahmet Erhan Geçti Bu Cihandan
Fahri Berk

Bir Ahmet Erhan Geçti Bu Cihandan

Bu içerik 782 kez okundu.

BİR AHMET ERHAN GEÇTİ BU CİHANDAN

Erken ayrıldı aramızdan bu “elde var hüzün” şairi. Bize de şiirlerindeki o varoluşsal hüznü ve acıyı bıraktı. Biz de çabucak sahiplendik tabii…

78 kuşağının en önemli şairlerindendir Ahmet Erhan. Okuyanı, duvardan duvara fırlatan bir tarzı vardır. Bu bambaşka tarzına rağmen pek az tanınır nedense. Öldü gitti amansız bir hastalık yüzünden. Bize de; yazdığı şiirlerde acısını, çilesini hissetmek kaldı. Neyse, Ahmet Erhan’la ilgili ne yazsak eksik kalacak. Onu kendi cümlelerimizle anlatmaya çalışıp da listenin tadını kaçırmayalım. Biz yine de ona inat şunu taa gönülden söyleyelim; “İyi ki doğurmuş annen seni Ahmet Abi!”

1. “Niye doğurdun anne beni?”

8 Şubat 1958’de, Ankara’da doğdu. Mersinli bir ailenin beşinci çocuğuydu. Babanın işi nedeniyle Ankara’dan taşınmışlardı. Çocukluğu ve gençliği Mersin-Adana hattında geçti.

Sekiz Şubat Bindokuzyüzellisekiz. Doğum nedeni: Bilinmiyor. Ülkesi: Akdeniz Anne niye doğurdun anne beni? Kentlerin kalın bağırsağında bir yürek daha öğütülsün birahanelerde bir masa daha dolsun, koroda yeni bir ses, aynada yeni bir yüz. Taşı bile kafana vursan izi kalıyor. Ben dünyaya kendimi attığımda kendime döndüm yine hiçbir iz ve belirti yok. Lastikli toplar gibi döndüm ölümden yaşama. Bir acı ki, girmek yasaktır yazıyor bütün boyutlarında. Bir sır ki, yanıtı bilinmiyor Adı Ahmet Erhan konulan bir yaşam karikatürü

Ey yolcu, geçerken bir taş at da öyle yürü Çünkü yüreğinin yeri sürekli değişiyor…

2. Futboldan şiire uzanan hikâye

Adana Demirspor’un genç takımında koşturdu bir süre. Ağır bir sakatlık geçirince kendini

şiire verdi, yazmaya başladı. 1976’da Militan dergisinde yayımlanan toplu şiirleriyle dikkat çekti.

Gözlerin ipek yoludur ömrümün


Akasya yüklü kervanlar geçer


Çan sesleri arasında bir fener 


Yanar söner yanar söner yanar söner


Gözlerin ipek yoludur ömrümün



Kentin en kalabalık yerlerinde 


Dörtnala koşan bir at gibi


Çılgınlığa akan yalnızlığa ölüme


Yazılmış şiirleri yeniden yazmak bütün 


Hayatı teğetlemek yepyeni bir güne


Ve sonra sökmek uzun uzun



Gözlerin ipek yoludur ömrümün 


Yalnızlıktan gelir yalnızlıklara gider


Düşülür her şeyin altına bir tarih


Soluksuzum günlerdir geceler uzar


Yaşamak dünyayı ödüllendirmektir artık


Kendimi öldürdüğüm yerlerde beni kan tutar

3. “İyi kötü üç beş şiiri” olan bir şair

Lise eğitimini akşam lisesinde tamamladı; bunu yaparken gündüz yan gelip yattığı sanılmasın. Gündüz de çalıştı, para kazandı. Ardından Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı’nı bitirdi. Çeşitli özel kurumlarda Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yaptı.

Kalırsa bir soru kalır benden

Yanıtı var mıdır bilmem Denizine, göğüne, toprağına

Uçanına, kaçanına bu dünyanın

Kalırsa bir soru kalır benden

Ölüm gelir, gün akşama kavuşurken

Kalırsa bir soru kalır benden

Yanıtı var mıdır bilmem

Yazar elim upuzun bir şiir

Söyler dilim içli bir türkü

Kalırsa bir soru kalır benden

Gökte yıldızdır o, toprakta gömü

Kalırsa bir soru kalır benden

Bir de üç beş şiir, iyi kötü

4. Alacakaranlıktaki Ülke ve 23 yaşında hak edilen bir ödül

“Alacakaranlıktaki Ülke” adlı şiir kitabı 1981’de çıktı. Şair bu kitabıyla Behçet Necatigil Şiir Ödülü’ne lâyık görüldü. Karamsarlığın, umutsuzluğun, ıssızlığın başucu kitabı oldu.

Bu kez biraz uzun sürdü bu keder

İçime ağır bir taş gibi takılıp kaldı 


Acı, takunyalar giyerek yürürdü yüreğimde

Sevincinse tüyden ayakları vardı. 


Ve sorularım ne çoktu benim

Ellerim her taşın altını kuşkuyla aralardı 


İnanmaz olurdum kimi, göğün mavi, yaprağın yeşil olduğuna

Gözlerim her renkte saklı bir karayı arardı.

Bu kez biraz uzun sürdü bu keder

Kollarımı iki yana açıp, dans etmek istiyorum

Mutlu olmak istiyorum, ey kuşlar, ey çiçekler!

5. Bir dönemin özeti: “Bugün de ölmedim anne”

80 öncesi ve sonrasında yaşanan dramı, bunu yaşayanlardan biri olarak yazdı. Hem de sloganvari sözlerden uzak durarak ve kendine has üslubuyla. “Bugün de Ölmedim Anne” şiiri, 80 dönemini anlatan tartışmasız en iyi şiir oldu.

Yüreğimi bir kalkan bilip sokaklara çıktım

Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum 


Sıkıldım, dertlendim, sevgilimle buluştum

Bu gün de ölmedim anne.

Kapalıydı kapılar, perdeler örtük 


Silah sesleri uzakta boğuk boğuk

Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük 


Bu gün de ölmedim anne.

Üstüme bir silah doğruldu sandım 


Rüzgar, beline dolandığında bir dalın 


Korktum, güldüm, kendime kızdım

Bu gün de ölmedim anne.

Bana böylesi garip duygular

Bilmem niye gelir, nereye gider? 


Döndüm işte; acı,yüreğimden beynime sızar

Bu gün de ölmedim anne.

6. Babanın ölümüyle birlikte alt üst olan bir yaşam

1976 yılının haziran ayında babasını kaybeder. Babası ölene dek alkolden nefret eder, ama sonrasında “bayrağı kaptığı gibi meyhaneye koşar”. Bu ölüm, şiirlerini daha da derinleştirir Ahmet Erhan’ın; zira kendisi tam bir babacı’dır ve onun ölümüyle birlikte her şey ters yüz olur.

Seninle konuşurduk baba

Böyle gecelerde, iki bilge gibi

Karşılıklı bakışarak

Bazı şeyleri kavrayamasam da, dinlerdim 


Belki sen de yeni bir şeyler bulurdun geçmişte

O dupduru yüreğini, yılların

Unutulmuş sularına bırakarak.

İşte, bir minder daha koydum yanıma 


Henüz sıcak

Sanki yeni kalkmışsın üstünden

Terliklerin şuracıkta, getireyim

Çayı da ocağa koyarım istersen.



Annemse haber bekliyor ruhlardan

Namaz kılarak, tesbih çekerek 


Sen olsan 


Gülerdin bıyık altından 


Ben gülemiyorum baba!

Ama bir insanı yüreğinde duymak için

Araya bazı kurallar koymaya ne gerek var

Anlayamıyorum, eğilip kalkmaya 


Dualar okumaya?

7. Babasının Ahmet’i kendinin Erhan’ından doğmuş adı

Babasının adı Ahmet İzzet, kendi adı da Erhan Bozkurt’tur. Kendi adının önüne babasının adını koyar ve Erhan Bozkurt, Ahmet Erhan olur.

Buyrun, ben Ahmet Erhan 


Bir kilo beş yüz gram gelmiş tartıda, doğduğu zaman

Dört ablanın ardından horoz çükü kadar bir oğlan

Doktorlar ve hemşireler arasında bahis salgını: 


Yaşar mı yaşamaz mı şu er ve han

Üç ayda topaç, dört ayda gülle gibi olmuş

Daha doğumda ağlamayı ertelemiş hinlikten

Ati ömrüne saklamış 


Bütün lohusaların sütü ona akmış, rivayet ol ki

Şımarıklığı bundan 


Hoca, bu demiş ya katil olur ya da büyük adam

İkisinin arasında zati bir soğan zarı

Doğa kanunu kurt kapanı 


Kapanın elinde kalmış dört mevsim diken…

8. İki tarafa da yaranamadı

İki taraftan kasıt, sağcılar ve solcular elbette.

Yedi kere kurşunlandı; dördü solculardan, üçü sağcılardan olmak üzere.

Ha bir de at yarışlarını severdi. Kendi deyimiyle onu yaşatan şeylerden biriydi bu yarışlar.

Ama çoğunlukla kaybetti,

“Rüzgârın Kızı” da hiçbir zaman kazanamadı yarışı.

Yağmurlar da diner moruk bakmayıveririz bir gün


Zaten üç damla suyun bir avuç toprakla çarpımından 


Doğdum ben


Bunun için çamura kestim son günlerde


Sen hiç Bob Dylan dinledin mi?


Hiç dün gece dinledin mi?


Şarabı rakıyla karıştırıp


Saatler moruk saatler… ne olmuş saatlere


Kurmayıveririz bir gün


Ben parmak hesabıyla bir ömür yaşadım


Yükseklik korkusundan başım hiç dik durmadı


İğreniyorum kendimden bile bazen


Dünyadan her zaman



Kaldırıp yakamı inerim gecenin ayıp yerlerine


Eve geç gelen adamların hüznüyle


Biz ne kötü yaşadık be moruk 


Bir kuş kanatlarını dürünce rüzgarsız kalmak gibi


O kadar yalnız, o kadar umutsuzduk


-geçmiş zaman kipi gitmedi burada ama neyse



Moruk diyorum artık benimle büyüyenlere…

9. Terim Galatasaray’a, Ahmet Erhan şiire

Fatih Terim’le birlikte Demirspor’da top koşturdu. Adıyaman’ın sağ beki kaval kemiğini kırınca futbola küstü. Terim, Galatasaray’a doğru yol aldı, Ahmet Erhan şiire…

Çiçekçi bana bir gül ver

Sevgilime değil bir ölü için

Çiçekçi bana bir gül ver

İçine gözyaşlarımı sığdırabileyim.



Yakasına böyle bir gül takmıştı 


O gün bir görseydin sen onu 


Çiçekçi bana bir gül ver

Sanki o güldendi bütün mutluluğu

Sen de : – bir arkadaşın öldü

Ben diyeyim : – Kardeşim Çiçekçi bana bir gül ver

Götürüp tabutuna iliştireyim.



Kaldırımlarda kömür tozları

Bacalarda koyu bir duman var

Kara bir gökyüzü tek özelliği bu kentin 


Çiçekçi bana bir gül ver

Kapalı perdeleri açabilse gülüm

Kapalı kapıları kırabilse 


Kapalı yüreklere girebilse

Çiçekçi bana bir gül ver

– Beyim, gül olmaz ki bu mevsimde!

10. Roman dolu bir hayat

Romanlardan beslendi, Rus ve Fransız edebiyatından ve özellikle de Dostoyevski’den. Babasının isteği üzerine ona ciltlerce kitap okudu, zira gözleri iyi görmezmiş. Ama meğerse bu babasının bir oyunuymuş, sırf oğlunu okuryazar yapmak için oynamış bu oyunu. Sonra bir gün babasını gazetede küçük puntolu bir haber okurken yakalamış ve oyun bozulmuş.

Ben bu şiiri daha önce hiç yazmadım


Kalemler ağladı, ben yazmadım Gittim bir sürü saçmalık yaptım
 Bir zaman ölüme taktım aklımı 
Yağmurlara denizlere sorulara aşklara ve daha pek cok şeye
 Çevremde hiç akranım kalmadı sonra
 Elim ayağım kalbim aklım sobe!
 Yalnızlığın resmine bir fırça da ben attım
 Dönüp bir daha attım
 Futbol maçlarına belki ufuk çizgisini görürüm diye gittim
 Kadınlara, kızlara askıntı oldum bir ara
 Deliliğime kılıf olsun diye hep sarhoş gezdim
 Enlemleri boylamları birbirine düğümledim
 haritalarda…
 Ne soracaksan sor artık
 Bay gazeteci, elindeki kağıda bakmadan ama
 Gez göz arpacık
 Patlasın flaş.

11. Bir ödül de Türk Tabipler Birliği’nden

Türk Tabipler Birliği’nin verdiği Behçet Aysan Şiir Ödülü’nü 2006 yılında “Şehirde Bir Yılkı Atı” adlı kitabıyla kazandı.

Bütün güzel kadınlarını bu dünyanın 


Sevdim, diyebildiğim zaman


Bütün kentlerini gezdim, denizlerine girdim
 ve artık bir tek taş kalmadı tanımadığım,


tek yüz, bir tek yer adı


Söylenecek bütün sözleri dinledim ve söyledim


Bütün söyleyeceklerimi



Acının bütün uçurumlarına indim ve çıktım


Sevincin bütün dağlarına


Bütün çiçekleri kokladım ve kopardım


Bütün meyveleri dallarından


Ismarladığım yağmur, savrulmadığım yel 
kalmadı



Bütün haklı kavgalarında dünyanın


Dövüştüm, diyebildiğim zaman 


Okudum bütün kitapları, bütün şiirleri yazdım
 ve topladım bütün dillerin en güzel sözlerini, 


Sıraladım tek bir sözlükte


Bütün mayınları, bütün dikenli telleri 


Ayıkladım sınırlardan ve bir tek zorba çıkmadı önüme.


Bu dünyada acı çeken tek bir insan yoktur,
diyebildiğim zaman


İşte o zaman ölebilirim.



Toprağımda bir çığlık olur da büyür 
Yaşama sevincim…

12. “Sahibinden Satılık” ile Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü

Türkiye Yazarlar Sendikası ve Ören Belde Belediyesi işbirliğiyle verilen Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü’nü ise “Sahibinden Satılık” adlı kitabıyla 2008 yılında kazandı.

Sahibinden satılık
 Hasarlı bir hayat 1958 model
 Kaçıncı el olduğu bilinmiyor
 Bana geldiğinde bundan beterdi Yedirdim, içirdim, giydirdim
 Alkolle çalışır – ötv hariç
 Sırtında şişe taşımaktan beli büküldü Ha, bir de egzoz niyetine cigara içer Kanserli, bir de ülser Tekerlekleri laçka, benden söylemesi 
Memleketin bütün yollarında bunun yazısı var

13. Onu yiyip bitiren hastalık: Kanser

Hastaydı, gırtlak kanseriydi. Özel Okmeydanı Hastanesi’nde 501 numaralı odada yatıyordu. Yatağa bağımlıydı ve yanında sevgili eşi Hacer kalıyordu.

Ben kendimi dağ sanırdım Hacer Enginimde Konya Ovası, Çukurova, Harran Eskiden benim de bir yurdum vardı 
Yağmura direnen limon çiçeklerine benzer 
Ben kendimi sarhoşken tanırdım İnce belli bardaklarda anason kokusu Kuşların bile kıskandığı piknikler 
Karıncaezmez gençliğim yaşlılığı abarttı 
Kalp kırıklığı, güz esintisi, kanser



Gün gün damlayan zaman – o da su Ama şöyle bir gürül gürül akmadı Ben kendimi ırmak sanırdım Hacer

14. Tam da bir şairin doğum gününde…

Ahmet Erhan, 4 Ağustos 2013’te, yani tam da Turgut Uyar’ın doğum gününde “Göğe Bakma Durağı”nda iniverdi. Geride “üç beş şiir kaldı, iyi kötü”.

Dindi türküsü yaralı cırcır böceğinin 
Sesini arıyor şimdi, unutulmuş bir yazın kuruyan dallarında
 Masasını topluyor, kitaplarını, sigarasını 
Yazı makinasını kapatıyor usulca.



Dindi türküsü yaralı cırcır böceğinin 
Onu artık kim sorar, kim anımsar? 
Soluk dergi sayfalarında kalmış birkaç şiiri
 Nasılsa bir yerde su eritir, ateş yakar.



Dindi türküsü yaralı cırcır böceğinin
 Bir portakal çiçeğinin koynundaydı doğumu
 Karlarına gömülürken dumanlı bir kentin 
Belki bundan, uzak bir denizin inleyişleri duyuldu.



Dindi türküsü yaralı cırcır böceğinin
 Bir yaşam boyu yarasını sözcüklerin ardına sakladı
 Sevdi çoğu insanı, tükenircesine sevdi
 Çoğu sevgisinde yanıldı.



Sorarlarsa, onun karların üstüne düştüğü yerden
 Bir portakal ağacı fışkırdı, dersin
 Kanı özsu oldu, dallara yürüdü
 Öldü dersin, ölümü uzun bir gülümseyişe dönüştü.

15. Babasına, annesine ve Behçet Aysan’a kavuştu

Cenazesi 5 Ağustos’ta kaldırıldı. Ankara Karşıyaka Mezarlığı’na defnedildi.

Bırak kalsın masada ekmek, 
testide su 
Ayna puslu, pencere camı kirli 
Bırak kalsın saçların dağınık, 
Gözlerin uykulu.
 Saksıdaki çiçek susuz, kedi 
yalını bekler bir köşede 
Bırak kalsın meyve ağaçta,


ırlangıç havada
 Dama düşen ince yaz yağmuru… 
Yoruldun artık, bütün gün 
Didinip durdun
 Toprak bile, gök bile, deniz bile
 bir yerde yorulur
 Bırak kalsın süpürge duvarda,
 sabun kovada
 Anne, gel yanıma otur.

16. “Bardaktan boşanırcasına ağlamak”

Acı, bir ırmak gibi 
Doluyor yüreğime.
 Bardaktan boşanırcasına ağlamak istiyorum.
 Beni artık ne çiçekler,
 Ne çocuklar kurtarır;
 Ne de o her gün Yinelenen doğum.

Fırtına ektim
 Rüzgâr biçtim şu dünyada. 
Acı, tepeden tırnağa 
Acı çekiyorum.
 Ey, yüreğimde hep ölüme doğan İsa! 
Haydi, yeniden çarmıha geril 
Bu son ölümün olsun 
Ve bir daha doğma!

17. Ahmet Erhan yazdı, Teoman söyledi

Anne ben geldim, üstüm başım 
Uzak yolların tozlarıyla perişan 
Çoktan paralandı ördüğün kazak Üzerinde yeşil nakışlar olan

Anne ben geldim, yoruldum artık 
Her yolağzında kendime rastlamaktan


Hep acılı, sarhoş ve sarsak Şiirler çırpıştıran bir adam



Kurumuş kuyunun suyu, incirin 
Sütü çoktan çekilmiş Bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi 
Ayrık otları, dikenler bürümüş



Kapıdaki çıngırak kararmış nemden 
At nalı ve sarımsak duruyor ama Oğlum, mektup yaz diyen Sesin hala kulaklarımda

Anne ben geldim, ağdaki balık Bardaktaki su kadar umarsızım Dizlerin duruyor mu başımı koyacak? 
Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın…

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
3. Çevre Yolunda Aşınan Yollara Bakım
3. Çevre Yolunda Aşınan Yollara Bakım
İstek ve Şikayetler Artık ‘WhatsApp’ ve ‘Bip’ Destek Hattına İletilebilecek
İstek ve Şikayetler Artık ‘WhatsApp’ ve ‘Bip’ Destek Hattına İletilebilecek