Advert
Rukiye Duman Bilgiç
Rukiye Duman Bilgiç
Giriş Tarihi : 25-10-2020 15:47

Mahzun Münadi

Ahhh Bekke...! Ahh adı , kaderine fihrist olan  mahzun şehir... Ahh gözyaşı vadisi..!  Ahh tüm kederli şehirlerin çilekeş annesi… Adem’le başladı öykün Muhammed(a.s)’le sona erdi… Hacer’in yürek yangını, İbrahim’in  sadakati , İsmail’in teslimiyeti,Yusuf’un düştüğü kuyu, Yakub’un gözyaşları ,Yahya’nın biçilen bedeni,Zekeriya’nın ıslak teni hepsi ama hepsi; senin yüreğinde yer etti. 

Ey Bekke, ey gözyaşı vadisi..! Ebu Kubeys ilk sana mı fısıldadı; benim peygamberimin yetim kalacağı haberini… İlk sen mi ağladın onun için derin derin… Gözyaşın yağmur  diye ilk o gün mü aktı şehre..? İlk o gün mü yıkadı bulutlar tenini…Gördün  mü nasıl da ağlak olmuş şimdi semanın gözleri… Yıldızların hıçkırıkları semayı inletirken , ay’ın göğsü nasıl da yarıldı iki yerinden…Güneşin artık tutmuyor dizleri… Ey Bekke,neden daim Hira’yı gözetler gözlerin…Bir sır mı var sende ; söyle ben de bileyim… “Lâ tahzen, la tahzen”derken Ebu Kubeys’e ; duymuşlar seni… O günden beridir dili damağında Ebu Kubeys’in… Çeker her daim” la tahzen la tahzen”..! 

Ey Kâbe…!Ey Allah’ın yürek yangını ve kara sevdası…Ey nefsin tüm mertebelerini kendinde tutan yüce sırdaş…Ey kendisine varılmakla sürura gark olunan… Her görüşte , bir kez daha bir kez daha aşık olunan…Ey Adem’in inşası,İbrahim’in duası ,İsmail’in kurunaklı yuvası,Hacer’in dert ortağı ve Muhammed(a.s)’ın Hacer’ül Esved’ i olan…Ey Alak,Ey Müddessir, Ey İnsan,Ey Fatiha ve Ey Kalem…Dua edin de bitsin artık bu elem..! 

Ya Resulallah ,Nur Dağı’ndan seyrettim bir gece seni…Puslu bir Mekke gecesi; yüreğimde yeni yetme bir hisle çıktım ; senin koşar ayak girdiğin Hira’na…O ne yokuş ki ;her tırmanış bir yok oluşa gebe…Her çırpınış; kalbin nefsi mertebeler kat edişi…Her soluklanışla karşılar yüreği dağlanmış bir  Hatice…O Ne çok derindi ki daralışların; dağlar renginden utandı da hepsi yüreğin olmakta ısrar etti…En zirvesinde tepenin; ağladım derin derin…Göğe yakın , yere uzak şimdi ellerim…Şehri tepeden tırnağa sarmıştı  öksüzlüğün- yetimliğin… Lime limeydi sanki  şehrin elleri ve dili…O gece Cibril bir kez daha iner diye ne çok bekledim…  

Alnını değdirdiğin yere alnımı değdirdim… Silinmesin izim diye, secdeye söz verdirdim… İçimin katipleri o anı resmeylesin diye rabbe niyaz eyledim… Kokun ilk defa değiyordu ruhuma… Yüreğim yerinden fırlayacakmış gibiydi. Senin gibi söyledi dilim,” sübhane rabbiyle ala…”Biliyor musun ya resulallah; o gece ben ,ben değildim…Oturup bir köşede Hatice(ra) ile  dertleştim…O ne yüce bir yürek ki; sevgisi sana rızıktı.O ne derin akıl ki;senden önce bekledi seni…O ne  şaşılası feraset ki; sen kendinden şüphe ederken seni kalbinle dinlendirdi.O ne  uçsuz-bucaksız cömertlik ki; senin uğruna açlığı kendine fahr eyledi… 

İnerken Nur Dağında  gönlü bir yarım; yanımda heyecan , gözyaşı ve umutlarım… Ayaklarım yerden kesilmişti sanki… Bir Hatice(r.a)edası vardı üzerimde emanetini sunup dönen…Ve bir de her şeye şahit hislerim… Hira’nın hücreleri kadar hamd ettim  yüce Rahman’a… Ne şerefti benim için ,şahit olmak; bu kutlu Alak yolculuğuna..! 

Rabbim;anışımızdan haberdar kıl resulünü...!O’na binler binler selam olsun 

İyi ki doğdun –yaratıldın ya Resulallah..(a.s) 

 

@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Gölbaşı’nda Cumhuriyet Bayramı Coşkuyla Kutlandı
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Gölbaşı MYO öğrencilerinden çevre temizliği
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA