Advert
Özgür Oğuz
Özgür Oğuz
Giriş Tarihi : 08-12-2020 21:29
Güncelleme : 08-12-2020 21:40

Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin Yetenekli Şefi

     Bugün Ankara Devlet Opera ve Balesi Orkestra Şefi Murat Cem Orhan konuğum. Sohbetimize başlayalım isterseniz;

     -Murat Cem Orhan kimdir?

• Murat Cem Orhan bir orkestra şefi ve bestecidir. Müziğe geniş çerçeveden bakmayı seven, notaların gerisinde yer alan detayları keşfetmeye çalışmaktan keyif alan ve hayatı ifade yöntemi olarak müziği kendine araç edinmiş bir müzisyendir.

     -Sanat'a ilginiz ilk ne zaman başladı? İlk çaldığınız ya da söylediğiniz şarkıyı, eseri hatırlıyor musunuz? Adı nedir?

• Annemin yönlendirmesi sonucunda ilkokul 3. sınıfta piyano dersleri alışımla birlikte başlayan bir serüvenin içindeyim. İlk çaldığım enstrüman kuzenlerimin oyuncak ağız mızıkasıydı. Duyduğum melodileri o ilkel enstrümanda çalabiliyor olmam bir öğretmen olan annemin dikkatini çekmiş olmalı ki beni bir müzik kursuna yazdırdı. Sonrası adım adım gelişti. İlk çaldığım şarkı “kuş sesleri ovalara yayılır” dı.

     -Orkestra şefi olma yolunda ilerlerken sizi etkileyen faktörler nelerdi? Örnek aldığınız kişi kimdi ve neden?

• Profesyonel olarak müzik eğitimine başladığım günlerden itibaren armoni, kontrpuan ve form beni çok etkiledi. Çok sesli batı müziğinin mimarisi karşısında büyülendim. Müziğin derinlerine indikçe daha çok keyif almaya başladım. Bir eseri tüm bileşenleriyle incelemek en büyük zevkim olmaya başladı. Armoni, kontrpuan, orkestrasyon, -bir opera veya bale veya senfonik şiir söz konusu olduğunda- dramatik kurgu üzerine sürekli düşünür olmuştum. Bu bütünsellik merakı beni orkestra şefi olmaya itti diyebiliriz. Sanatı derin bir entelektüel algıyla yapmaya çaba gösteren ve sanata saygı duyan herkese gıpta ile bakıyorum tek bir isim veremiyorum bu yüzden.      -Yönettiğiniz ilk eser ve orkestra hangisiydi? Severek yönettiğiniz hangisi?

• Profesyonel olarak yönettiğim ilk konserde ki konservatuvar eğitimi sırasında yönettiklerimi saymıyorum, Fazıl Say’ın Goethe Şarkıları, Gezi Parkı 3 Balad’ı İpekyolu Piyano Konçertosu ve Mozart’ın 12 numaralı KV 414 La Majör Piyano Konçertosunu yönetmiştim.

• Sanat estetiğine sahip tüm eserleri severek yönetiyorum.

     -Egitiminiz, mesleki birikiminiz ve deneyimleriniz ışığında mesleki anlamda olmanız gereken yerde misiniz? Türkiye’de orkestra şefliği bir meslek olarak algılanıyor mu? Hedefleriniz var mı, varsa bahseder misiniz?

• Orkestra şefliği gibi bir meslekte başarı çok bileşenlidir. Çünkü mükemmeli tek başınıza yakalayamazsınız. Zor bir ülkede yaşıyoruz. Kültür Sanat politikalarımız maalesef muasır medeniyetlerin gerisinde ve kurumsal bazda yurt dışındaki muadillerimizle yarışabilir seviyede değiliz. Sanatın her alanında ileri görüşlü projelere ve politikalara ihtiyacımız olduğu kanısındayım. Ancak bunlar gerçekleşirse kendimize yaptığımız yatırımın meyvelerini toplayabilir ve gelecek nesillere bir miras bırakabiliriz. Bu nedenle de benim gibi sanatına derinden bağlı müzisyenlerin mutlu olduğunu düşünmüyorum. Pek tabi ülkemizde orkestra şefliği saygın bir meslektir. Benim hedeflerim bireysel değil. Ülkemin tüm olanak ve yetisiyle dünyayla yarışacak seviyeye bir an önce gelebilmesidir öncelikli hedefim.

     -Orkestra şefi olmak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

• Orkestra şefliği bir liderlik görevidir. Hakkıyla yerine getirebilmek ancak sanatın ve yaşamın her alanında engin bilgi sahibi olmaya çalışmakla mümkündür. Bu sorumluluk bir ömür sürecek bir öğrenciliği beraberinde getirir. Buna hazırlıklı olup yola çıkılmalı.

     -Son olarak neler söylemek istersiniz?

• Asla orkestra önünde durup kol sallamak değildir. Ciddi bir iştir.

     Çok teşekkürler,sizinle söyleşmek keyifliydi. yamanoguz0233@gmail.com

@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Gölbaşı’nda Cumhuriyet Bayramı Coşkuyla Kutlandı
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Gölbaşı MYO öğrencilerinden çevre temizliği
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA